Sabahlar çok hızlı geliyordu. Lanet olası ışık tüm hızmalarıyla gözlerimin içini doldurdu ve yaktı bir an ışıktan başka herhangi bişey göremedim. Işığa alışınca baktığımda yine yatak boştu. Of harika başım çatlıyor, Leyla yok ben çırılçıplak bir zavallıyım. Herşey çok güzel. Sikiliyor olmak dışında sorunum gerçekten de hiç yokmuş gibi. Lanet olsun. İkinciye mi lanet okuyorum hatırlayamıyorum. Günüm kesinlikle güzel geçmeyecek. Anne çok özür dilerim böyle bir kız olduğum için diyerek içimden ayağa kalkmaya çalışıyorum. Tarık üzerinde kasıklarını örten bir havluyla kapıyı açıyor bir başka havluyla da karışmış siyah saçlarını karıştırarak nemini almaya çalışıyor gibi. Islak vücudu sabah sabah göz doyuruyor. Bu adam kesinlikle çok seksi. Geniş omuzlarına ve göğsüne, karın kasları ve havlunun içinde iri olan erkekliğinin boyutuna bakarken kasılıyorum ve alt dudağımı dişlerimle ısırdığımın farkına varıyorum. Tarık eğlenmiş gibi “Böyle süzmeye devam edersen günaydın seksini burada gerçekleştireceğiz.” “Oh” diye kısa istemsiz bir küçük inilti kaçıyor ağzımdan. Günaydın bile demeden günaydın seksi mi dedi o?! Bu adam ve libidosu. Benim sekse aç olduğumu düşünürdüm. Bu sanırım benden daha fazla. Hiç yorulmuyor mu acaba?
Düşüncelerimi kafasını biraz yan eğerek anlamaya çalışırmış gibi beni süzdü. “Şeyy… Günaydın bile demeden günaydın seksi yapacağız demen…” Daha fazla devam edemedim. Tarık güldü. Aman allahım o nasıl gülüş? Bu adam gülmemeli, kalbe zarar. Kalbim tekledi sandım. Esmer yüzünde kirli sakalları çıkmaya başlamış ayrı bir seksilik katıyor şu an ona. Yüzünde bir çizgi oluşuyor yanağında güldüğünde. Adem elmasının hareketini izliyorum elimde olmadan. “Hadi” diyor elini uzatarak, elimi eline davet ediyor. “Ama ben..” diyerek itiraz ediyorum “Çıplağım.”
Tekrar gülüyor. “Çıplak olman zamanımızdan tasarruf…”
“Anlamıyorsun bu şekilde dışarı çıkamam.”
“Kesinlikle çıkarsın. Burası bana ait özel bir koy. Kimse yok etrafta. Çığlıklarını kimse duymadı. Şimdi de seni sikerken..” diyor gözleri munzurca parıldayarak en güzel gülümsemesiyle “kimse görmeyecek!” diye devam ediyor.
“Sen böyle hep..” diyorum.
“Hep ben?”
“Yani.. Bu kadar doyumsuz musun?” diye soruyorum.
“Sen? Şu an bile ıslak olmadığını söyle?” Yanıma yaklaşıyor ve kasıklarıma doğru elini götürüyor. Evet bacak aram ıslanmış. Tarık’ın su damlayan enfes vücudunu görmüş olmaktan dolayı sanırım sularım yine arsızca dökülmüştü. Hafif dokunuşuyla titredim. “Ağrın var mı?” diye ciddiyetle gözlerimin içine bakarak gerçekten benim için endişeli bir yüz ifadesiyle sordu. Başımı olumsuz anlamda salladım. Tekrar elini elime tutarak kontranın ön cephesine normalde insanların güneşlenip serin sulara atladığı güverteye çıktık. O sadece havluylaydı ve ben çıplaktım. Öğlen olmuş olmalı çünkü güneş beni ısıtıyor olmalı üşümüyorum. Tarık gözlerine ışık vururken bana bakmaya çalışıyor. Teni altın rengi gibi parlıyor ve gözleri kısık olmasına rağmen göz bebekleri altın gibi parlıyor. Arzulu hareleri daha da bana yaklaşırken belimi tutuyor ve tutuşunu sıklaştırıyor. Bir tarafım ona yaslı ama penisi bana yakın olmadığı için gerçekten de erekte halinde mi bilmiyorum. Omzuma sıcak ve ıslak bir öpücük konduruyor. “Denize atlayalım mı? Su çok güzel. Sen uyurken bir kaç tur yüzdüm.” diye teklif ediyor. Aman allahım hemen seks yapacağını düşündüğüm için biraz istemsiz utanıyor ve hafif kızarıyorum. Yüzümü omzuyla kapatıp “Derin mi?” diye soruyorum fısıltıyla. “Arsu derin olan nedir?” diyor anlamayarak. “Su” diyorum “Su derin mi? Derinse yüzemem.” diye mırıldanıyorum. Gülümsüyor. “Küçük bir kız olduğunu bilmiyordum. Ben burdayım. Ayrıca derin değil. Bak!” diyor eliyle “kıyıya epey yakınız.”
“Peki” diyorum. Havluyu çözüp kendini suya atıyor. Ben şaşkın gözlerle kasıkların ortasındaki yarı erekte penisini görünce ihtişamı karşısında dudaklarımı yalıyorum. O bana güzel bir gülümsemeyle suyun içinde yaklaşırken kendimi suya bırakmam için belime ellerini atarak destek oluyor. Omuzlarına ellerimi yerleştirerek ani soğukluk karşısında çığlık atıp Tarık’ın kucağına tırmanmaya çalışıyorum. Çok komik olduğumu bence tahmin edebiliyorum ama su çok soğuk geliyor. Bacaklarımı beline dolarken Tarık’ın sertleşmeye başlayan üyesiyle daha da yakınlaşıyorum. Şu an onu bırakmaya hazır değilim. Suya alışana kadar bu baskıyı görmezden gelmeye çalışıyorum. Tarık hiçbirşey olmamış gibi gülmeye devam ediyor. “Komik olan ne?” diye ani bir öfkeyle bağırıyorum. O çok sakin bir şekilde cevap veriyor. “Sanırım sen!” Tek kaşımı kaldırarak devam etmesini beklerken konuşmasını sürdürüyor “Ahtapot gibi bana yapışacağını ummazdım.”
“Aman ne komik..” diye mırıldanıyorum. Küskün ve kızgın halim oldukça hoşuna gitmiş olmalı ki epey eğleniyor. Yüzü yüzümü incelerken birden burnunun ve dudaklarının temasının benimkilere çok az kaldığını farketmemiş olduğumu anlıyorum. Dudakları dudaklarıma değdiğinde ateşli bir öpüşme gerçekleştirmek için çoktan kıvılcımı başlatıyoruz. Su soğukluğu giderek azalırken Tarık’ın dudaklarımı soluksuz öpüşü beni oldukça ısıtıyor. Sanırım vajinamın sularını deniz sularına bırakacağım. Bir eliyle belime destek atarken diğer elini klitorisimi bulmak için deliğime götürüyor. “Her zaman ıslak olman harika! Şimdi seni parmaklarımla suyun içinde boşaltacağım. Sonra güneş tenini kuruturken ben…” parmağını deliğime iterek “burayı sikimle dolduracağım.” tamamlıyor pis cümlelerini. Ben “ah” diye inlerken buluyorum kendimi. Bu adam seks tanrısı mı belki bende seks kölesi olduğum için mi bu kadar uyumluyuz. Tüm hücrelerim parça parça dağılırken Tarık’ın parmağının itiş ve çıkışlarına bırakıyorum kendimi. Beni tutan sadece onun parmağı olduğuna eminim şu an. Islaklığım daha da yoğunlaşırken parmağını zevk noktalarıma vurarak baskısını arttırıyor. “Ahh” dedikçe “Burayı mı seviyorsun?” diye soruyor yüzüme bakarak. Yüzümde izlediği ne bilmiyorum ama hayran bakışlarını görmemek mümkün değil. Şu an dünyanın en mükemmel olayını gerçekleştiriyormuş gibi deliğime vuruşlarını sıklaştırarak keşfine devam ediyor. Rahmim keşfiyle kasılıyor. Parmakları ikiliyor olmalı deliğim daha da gerildi ve yoğunluğu çok fazla. Daha da inliyorum ve rahatlamak için kalçalarımı bedenine doğru sürtüyorum. Gülümsüyor yine. “Burada daha da kasıyorsun kendini. Parmaklarımı sıkıştırıyorsun.” der demez sertleşen meme uçlarımla ilgilenmeye başlıyor öpüp emiyor ve diş darbeleri atıyor. “Tarık!!” diye haykırıyorum. “Lütfen rahatlat beni..” diyorum. Dudaklarımı sertçe öperek parmaklarını daha hızlı ve daha derin itiyor. Kasılan ve uyarılan vücudum daha fazla bu yoğunluğa dayanamıyor ve boşalıyorum. Vücudum titrerken Tarık boşalmam boyunca beni sabit tutuyor ve buna minnettarım. Yoksa suda durabileceğimi sanmıyorum. Sarılıyorum heybetli bedenine O bana sarılmadan önce parmaklarını ağzına alıyor. Tuzlu su karışımı zevk suyumdan tat alabildiğini görüyorum. Vücudumu ona sarılarak yatıştırdıktan sonra “Yüzmeye ne dersin?” diyor kulağıma sakin ve duru bir sesle. “Evet… elbet..te..” kesik kesik soluyarak söylüyorum. “Destek olmamı istersen olurum.” diyor ve tek başıma yüzebileceğimi anlayınca bedeni biraz uzaklaşıyor benden. Bende biraz suda kendimi yüzeyde bırakıp rahatlıyorum. Su ılık geliyor ve orgazm sonrası hassas vücudumu dinlendiriyor hissine kapılıyorum. Tarık biraz beni izledikten sonra suya dalıyor ve yüzmeye başlıyor. Biraz ona katılıp sudan çıkmak istediğimi söylüyorum. Kontraya dönerken beni nazikçe tutuyor ve bebekmişim gibi kurulamaya başlıyor. Bir an için bu özeni fazla duygusal buluyorum. Oysa o gözlerimin içine bakarak sanki ne hissettiğimi öğrenmeye çalışıyor.
Devam edecek…