Düğün sonrası sabahında 16 yaşıma dönmem cahilliğimi hatırlamamdan dolayı hayıflanıp gerinerek yatağımdan kalktım. Yeni günü kucaklamak için kollarımı açıp esneme hareketlerimi yaptım. Bordo kısa geceliğimden taşan göğsü dantel geceliğimi düzeltip aynı geceliğin sabahlığını üzerine geçirip salona indim. Leyla beni günaydın diyerek karşıladı ve gün programımı kısaca hatırlattı. Yüksel bey genelde çok işkolik bir adamdı. Engin onun yasal varisi ve mirasçısıydı ama yine de şirkete hergün gidip gelirdi. Engin muhtemelen çok sevgili karısıyla Bahamalar’da tatildeydi. Bende tatile çıkmalıyım diye düşündüm. Deniz, güneş ve seks. Benim tatil anlayışım tamamen buydu.
Leyla kahvaltımı bırakınca düşüncelerimden sıyrıldım. Kahvemden bir yudum aldım ve şoförüm gülümseyerek beni selamladı. Çok yakışıklı ve uzun boylu fit bir genç adamdı. Seksi bir vücudu vardı. Çok azgın olduğumda tabiki ondan yararlanıyordum en iyi şekilde. Tatmin etmede oldukça başarılıydı. Onu seviyordum. İyi bir hizmetçiydi. Çıkacağımız saati söyleyip dışarda bekleyeceğini belirterek ayrıldı. Hızlıca bişeyler atıp kalkmak zorundaydım. Danışmanlık şirketinde bir görüşmem vardı ve bunu tamamen unutmuştum. Leyla giyinmeme yardımcı olurken bu sırada makyajımı yaptım. Mini boy kalem etek, dar bir gömlek ve blazer ceketimle tam bir iş kadını olmuştum. Gerçi 23 yaşındaydım hanım denmesinden henüz hoşlanmıyordum. Ama kariyer yapmam gerektiğini düşünüyordum. O yüzden bu görüşme benim için çok önemliydi. Yüksel bey eğitimim için yurt dışına bile göndermişken bende başarılı bir iş kadını olmak istiyordum. Tek sebep yurt dışında eğitimim de değil onun zaten kendince başka bir sebebi vardı Engin’i benden uzak tutmak. Dolaylı yollardan başarılı olsa da Engin her zaman benimle olmayı tercih etti. Hiç kopmadı yurt dışındayken bile gelip gider her fırsatta benimle seks yapardı. Onunlayken seks bir köle efendi ilişkisi gibi aslında. Kimi o köle kimi ben. En yalın ve en ilkel haliyle vahşi seks köleleriyiz. Kopmayı belki de bu yüzden hiç beceremedik.
Tunç kapıyı açıp binmemi sağlıyor ve arabaya binip çalıştırıyor. “Harika görünüyorsun!” Başbaşa olduğumuzda hep senli benliyiz. Siz yok, statü yok aramızda. Hatta sevgilim gibi görünüyor bende bunun rahatlığını yaşıyorum. Sarı saçlı ve yeşil gözlü. Oldukça yakışıklı. İngiltere’de tanıştık. Paralı asker geçmişi vardı. Oradaki bir barda güvenlik şefiydi. İlişki dinamiğimiz ve seksimiz iyi olunca bende Türkiye’ye gelmesini söyledim. Özel korumam ve özel şoförüm. Seksdaşım.
Teşekkür edip göz kırptım. “Nasılsın?” dedim sohbet başlatmak için. Gözlerini bana çevirince bir an çıplak hissettim kendimi çok şehvetli bakıyordu. “Seni özledim.” dedi direkt. Yutkundum, bacaklarımı birbirine sürtme ihtiyacı hissettim. Bunu anlamış gibi üst bacaklarımı hafif okşadı. Elimi penisine attım. Tanrım büyümüş. Üstten okşadım ufak bir hırıltı duydum ondan ama gözlerini yoldan ayırmadı. Sonuçta herkes gibi kimse kaza yapmak istemez. “Kaçta bitecek işin?” diye sordu. Yanıtladım fakat emin değildim kaçta biteceğinden o yüzden “Bitince ararım.” diye devam ettim.
Binanın önüne gelince bana doğru döndü ve kısa fakat etkili bir öpücük bıraktı dudaklarıma. Rujumu dağıtmamaya özen gösterdiği için böyle öptüğünü bildiğimden, ihtiraslı öpücüklerinin sonra geleceğini ve ruj kalmayana hatta dudaklarımı kabartıp şişmesine neden olacağını çok iyi biliyordum. Her sevişmemizde bir iz bırakıyordu tenimde. Bunu seviyordu. Hatta sırf bana olan sevgisinden yanımda bu işi yaptığının farkındaydım. 30 yaşındaydı ama en çok güvendiğim insandı. Abi gibi, baba gibi her ne kadar erkek figürü tanımı varsa bir kız için O onların hepsiydi.
Tunç kapımı açtı ve bana gülümseyip benden ayrıldı. Binaya döndüm ve iç çektim. “Hadi bakalım şans benden yanadır belki bu sefer..”
İçeri girdiğimde güzel bir kadın beni karşıladı. “Merhaba görüşmem vardı Arsu Aydın ben.” “Ah evet Arsu hanım Cenk bey sizi bekliyorlar! Burdan lütfen…” diyerek o önde ben arkada ilerlemeye başladım.
Bir kapının önünde durunca kapıyı tıklayıp içeri süzüldü kadın ve kapı yarı yarıya açık kaldı. Tam karşımda O vardı. Tarık Arsoy! Buhar olup uçsaydım Tanrım!? Yok olmak istedim neden onunla karşılaşıyorum şimdi!
Kadın Cenk bey diyerek beni tanıttı. Bence kuşa bir baş selamıyla elimi uzatıp kendimi bir daha tanıttım. Tarık bey de bir baş selamı verdi gülümseyerek. “Tarık beyle acil bir görüşme yapmamız gerekiyordu o yüzden onunla birlikte bu görüşmeyi yapmamız bir sorun değildir umarım?” dedi Cenk bey. Yok canım ne sorunu, sadece sıçtım diye düşündüm çok gerginim, çatlayacağım…
Devam edecek…