Bölüm 21

1021 Words
Kotranın üstüne oturunca acıktığımı karnım söylüyor ve Tarık hemen “Senin için harika bir omlet yapacağım.” neşeyle söylüyor. Bir adamın hemde böyle bir adamın benim için birşeyler yapabileceğini duymak ruhumu okşuyor adeta şımarıyorum. “Öyle mi? Immm harika olur.” cıvıltılı bir şekilde söylüyorum. “Yalnız giyebileceğim bişeyler?” “Çıplaklığından rahatsız değilim ama duş alıp giyinebilirsin istersen yatağın yanındaki dolapta senin için seçimler var.” düz bir sesle açıklıyor Tarık. “Tamam öyleyse.Teşekkür ederim.” diyip yatağın olduğu bölüme ilerliyorum. Oldukça geniş bir kotrada olsakta herşey minimaldi. Yinede boğucu değildi ve küçük bir ev içine sığdırılmıştı. Duş iyi geliyor üstümdeki tuzlu suyu ve diğer suları hepsini alıp götürüyor vücudumdan ve aşırı dinginlik veriyor. Günüm lanet etmeme rağmen o kadar da kötü geçmeyecektir ha! Küçük bir kıkırtıyla iç sesimi susturuyorum ve giyinmek için dolaba yöneliyorum. Vay canına burda ihtiyacım olabilecek herşey var dahası hepsi benim kullandığım markalar ve bedenleri de bedenime göre. Buna çok şaşırıyorum ve Tarık’ın bu çabasını içten övüyorum. Çok düşünceli bir erkek. Hatta fazla düşünceli. Sanırım kalan konuşmamızı devam ettirmemiz gerektiğini düşünerek acele kolsuz kısa bir beyaz elbise giyip çıkıyorum. Tarık omleti hazırlamakla kalmamış güzel bir kahvaltı da hazırlamıştı. Hatta içilmesi için portakal suyu da vardı. Şaşkınlığım arttığı için her nasıl görünüyorsam Tarık sarılıp birazda koklayarak “Şaşırmana gerek yok. Müstakbel nişanlıma az bile. Üstelik çok yoruyorum değil mi?” Muzurca gülüyor. Keten beyaz bir gömlek ve pantolon giymiş o da. Hangi ara giyindiğini hatta duş alıp almadığını merak ettim. Bunu anlamış gibi “Burada bir oda daha var. Orda da duş var. Her iki odada ihtiyacımız olabilecek kıyafet mevcut.” diye açıklıyor. “Oldukça havalı ve büyük bir kotraya sahipsin.” diyorum. Kısaca belimden tutup sandalyeye oturmama yardımcı olurken “Sana sahip olmak dışında hiçbir şey ilgimi çekmiyor.” diyor nazikçe. Gülümsüyorum ama rahatsız olmuyor değilim. Sahiplik düşüncesi beni hep korkuttu ve korkuyorum. Bedenimin de kendimin de sahibi benim. O değil veya bir başkası. Tarık oturunca tabaklarımıza birşeyler koyuyor ve yemeye başlıyoruz. Tarık ara ara beni izlese de o kadar açım ki bir obur gibi gözüküyor olmalıyım. Gülüyor ve “Çok sevimli bir kız çocuğu gibisin tam şu an. Nasıl beğendin mi?” diye sorarak hatta abartarak “Kocan olabilecek miyim?” diyor. Yediğim lokma boğazıma takılıyor bunu demesiyle ve aniden öksürmeye başlıyorum. Tarık sandalyeden kalkıp sırtımı patpatlıyor neyse ki kısa sürede geçiyor ve portakal suyumdan içmeye başlıyorum. “Helal helal…” diyor ve yerine oturuyor tekrar. Gülümsüyorum çünkü annemin de bunu dediği bazı zamanları hatırladım. Daldığım yerden beni sesiyle çıkaran Tarık “Ne oldu?” diye öğrenmek istiyor. “Hiç” diyorum ve devam ediyorum. “Olan şu ki annemde bazen derdi ve senin de bunu söylüyor olman garip geldi. Senin gibi bir adamın bunu demesi…” diyorum. “Neden? Bunu benim demem neden garip geliyor ki?! Neyse kocan olabilecek miyim derken ciddi olduğumu biliyorsun. Resmiyette teklif etmem gerekiyorsa siz kızlar romantik teklif hayal edersiniz öyle edebilirim.” diyor masumca. İsteği çok basitmiş gibi. “Hala aklım karışık ve bazı şeyler tam değil biliyorsun? Öğrenmeliyim?” “Ne istersen sor yanıtlarım.” “Sorun şu ki nerden başlayacağımı bilemiyorum sorularıma.” “Belki ben yardımcı olabilirim Arsu? Ne sormak istediğin konusunda.” “Başka zaman.” diyerek ertelemek istiyorum şu an oldukça yorgun hissediyorum bedenim değil sanırım ruhum da. Susuyoruz ve Tarık sonunda “Son birşey var kişisel asistanım olacaksın. Hem beni bu sayede tanımış olursun.” diyor. Ben kısa bir şokun ardından “Nasıl olur hiç kişisel deneyimim olmadı? Ben yapamam.” diyorum. Tarık kabul etmiyor ve “İş arıyordun değil mi bende iş veriyorum. Hepsi bu. Kişisel taviz olmayacak meraklanma. Sana yardımcı olacak deneyimli asistanlar bulacaksın etrafında.” diye söylüyor ve ne diyeceğimi bilemez halde bırakıyor beni. Masadan kalkıyor ayakta denizi izler halde ileri doğru yürüyor. Peşinden gidiyorum. Belinden sarılıyorum ama neden bu sıcaklığı gösterdiğimi kendim de anlamıyorum. “Neden?” diye fısıldıyorum. “Neden ben?” “Arsu sadece senin ailen yok olmadı. Bir çok sebebi var ama seni gördüğümden beri seninle olma arzusundan daha üstün hiçbir gerçek yok!” diyerek sarılışıma karşılık veriyor. Bu karmaşık ilişki ağında neler olacağını bende bilmiyordum. Bişey var ki bu adama çekiliyordum. Sanırım iş teklifi onu tanımam için iyi olabilirdi. Aynı zamanda olmayabilirdi de. Bilmiyorum onun başarısı yadsınamazdı ve bu kadar büyük başarıların arkasında mutlaka işkolik ve işinde hata istemeyen bir profesyonel olduğu vardı. Açıkçası zorlu bir patron olabileceğini şimdiden biliyordum içten içe ama bu beni şu an korkutmuyordu. Kabul edecektim en azından iş teklifini. Bu bilinçle “Kabul ediyorum.” dedim gözlerinin içine bakarak. Kısılan gözleri çehremi inceledi ve “Hangisini?” diyerek şaka yollu sordu. Bu adam için bu kadar neşe kaynağı ben miydim diye sormadan edemedim kendime. Hep ciddi adam profiline epey tersti benim yanımdaki duruşu. “Tabi ki iş olan teklifini.” dedim neşeyle. “Biliyordum” dedi az surat asar gibi. “Şansımı denemiştim.” “Tarık Arsoy o kadar da şanslı bir adam değil ha!?” diyerek gülümsedim ve tutuşumu bırakıp karşılıklı bakıştık. “Öyle mi dersin? Belki… Belki de çok şanslıyım.” diyerek elbise askımı indirerek omzuma öpücükler kondurmaya başladı. Elini belime atarak yakınına çekti. “Şimdi yapacağımız bir işimiz vardı. Dolduracağımı söylediğim bir yer…” diyerek elini elbisemin altına amıma doğru götürdü. Dantelli kilotu hissedince yüzü ekşir gibi “Yanımdayken kilot giymeni istemiyorum.” dedi. Kilotu kopardı ve gelişi güzel yere düşmesini sağladı. “Islak yarığına ulaşmak için hiçbir engel olmamalı…” “Ahh… Sen ve kirli sözlerin…” “Çok mu etkiliyor seni?” diye sorarken ıslak yarığıma dediği gibi elini atıp nazikçe okşuyor. “Ah.. İş yerinde de giymeyecek miyim?” diye soruyorum. “Evet kesinlikle giymeyeceksin!” “Ama” diye itiraz ediyorum ki öpücüğüyle beni susturuyor. Yavaş öpücüğünü sonlandırınca “Hiç ofis seksi yapmadım ve seni masama yaslayıp sikme zevkini yaşamayı…” derken susturmak için ben yapışıyorum dudaklarına. Derin öpüşümden sonra “Ağzınız çok terbiyesiz Tarık bey.” diyorum. “Hiç böyle afet bir asistanım olmamıştı.” diyerek kalçalarımı kavrıyor büyük elleriyle ve kıç yanaklarımı yoğururken bedenimi kendi aletine bastırarak öpmeye başlıyor. Vahşileşen öpücüğü derinleşirken içine içine inliyorum. Şimdi diyorum içimden şimdi bu siki sürme vakti geldi. Seks kölesi olarak gülüyorum içimden.. Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD