“Arya”
Yaa ben. Bir anda Keremin o şok olmuş hali ah Lavini de unutmayalım nasıl şaşırmışlarsa tüm misafirler bir anda bana bakmaya başlamışlardı. Fısıldaşmalar birden uğultu ve gürültüye dönerken düğüne katılan magazinlerin flaşları bu kez benim için patlıyordu. İki buçuk yıl sonra Arya Işık kaybolduğu gibi geri dönmüştü hem de eski kocası ve en yakın arkadaşının düğün gününde bundan daha büyük bir haber olabilir miydi? Sadece gülümsüyordum ve eskiden poz vermeye bile çekindiğim kameralara bakıyordum korkusuzca. Bir anda uzatılan mikrofonlar ve soru yağmuru içerisinde gelin ve damattan daha fazla ilgi odağı olmak hoşuma gitmişti Lavinin bozulmuş suratını görmek ise daha fazla keyiflendiriyordu beni.
“Arya hanım nerelerdeydiniz?”
“Arya hanım neden bugüne kadar ortaya çıkmadınız?”
“Arya hanım sağlığınızın kötü olduğuna dair haberlere ne yanıt vereceksiniz?”
Bunlar gibi yüzlerce soru arasından bana hala şok içerisinde ilerleyen Kereme baktım tam arkasında onu durdurmaya çalışan Lavini umursamadan gerçekliğimi ölçmek ister gibi magazincileri yara yara bana ulaşmaya çalışıyordu ama değil bana dokunmak onun birkaç metre yakınımda olmasına bile dayanamıyordum. Babam benim dağ gibi çınarım tam yanı başımda durarak güvenle beni tuttu.
“Kızım yerine sorularınızı ben yanıtlayacağım düğünden sonra ama lütfen şimdi düğünü bölmeyelim.”
Babam beyefendiliğin kitabını yazmış bir adamdı her durumda saygılı davranırdı olayın iç yüzünü bilmeden yine birilerinin mutluluğunu öne koymuştu ona kızamadım bile Kerem hepimizi öyle bir kandırmıştı ki onun gülen yüzüne kim olsa aldanırdı.
“Sorularınızı babamın da söylediği gibi düğünden sonra yanıtlayacağım fakat şimdilik gelin ile damadın bu kutsal nikah anını bozmayalım.”
O anda Kerem tam karşımda durduğunda korumalar magazincileri uzaklaştırmaya başlamışlardı fakat ben birkaç adım babamla beraber geriye adım attım. Görevliler sayesinde giden kameramanlar ardından misafirlerin odağı halinde Kerem ve Lavinin gözlerinin hapsinde kalmıştım. Şu an eminim bana yaptıkları her şeyi bir bir zihinlerinden geçiyordu. Magazine ne söyleyeceğimi düşünüyorlardı fakat ben onların inadına tatlı tatlı gülümseyerek bekleyen nikah memurunu işaret etmiştim.
“Lütfen kaldığınız yerden devam edin ben sadece tebrik etmek için uğradım. Davet edilmemiş olmama rağmen bu nezaketi gösterdiğim için şu an bana nasıl minnet duyduğunuzu duyar gibiyim.”
Babamın koluna girerek tam yandaki bir davetlinin yanına geçtik. İkisi de put olmuş bir şekilde bize bakarken Lavin öksürüp Keremin kolundan tuttu.
“Hadi sevgilim.”
Nefretle bakıyordu bana. Sanki kocamı elimden alan o değilmiş gibi gerçi ikisi tam da tencere kapak gibi birbirilerine layıktılar. Keremi tekrar nikah masasına doğru çekmeye çalışsa da Kerem sanki taş gibi kesilmiş bir milim bile oynamıyordu yerinden. Keskin bakışları ile hiçbir sözü duymadan sadece bana kenetlenmişti bakışları. Ben ise onları gram umursamadan tanıdığım davetlilere en cıvıl cıvıl gülümsemem ile selam veriyordum. O an Vefa ile göz göze geldik bana gururla bakıyordu ona ise bir rolden ibaret olmayan en gerçekçi şekilde gülümsedim benim kahramanımdı o…
“Kerem!”
Bütün misafirler tekrar kendi aralarında konuşmaya başladıklarında Kerem hala olduğu yerde duruyordu.
“Kerem oğlum biz gidelim, sonra konuşuruz tebrikler.”
Babam, beni de yanına alarak çıkışa doğru ilerlerken Kerem hala sessizce bize bakıyordu. Vahşiydi bakışları ama bunu bile sadece ben görüyor gibiydim. Birkaç adım attığımda diğer kolumda bir baskı hissettim.
“Kerem”
Lavinin çığlığı ile kolumu tutan Kerem baktım. Sinirle kolumu geri çektiğimde Kerem de aynı şekilde bana bakıyordu. Gözlerindeki soru işaretlerini görsem de karşısındaki Arya başkaydı. Bana artık istemediğim erkek sinek bile dokunamazdı.
Kerem Lavine bakarak tek bir kelime söyledi.
“Hayır diyorum.”
Bütün misafirler şaşkın bir şekilde bakarken Lavinin gözleri dolmuştu. Koşa koşa yanımıza geldiğinde Kereme resmen saça yapışan bir sakız misali sarılmıştı.
“Hayır, Hayır sevgilim lütfen.”
Gram umursamadan babamın koluna girdim ve yıkılan aile saadeti tablosuna bakarak çok bariz bir şekilde numara olduğunu belirtirce üzülmüş gibi.
“Aaa! Ne hayırı evet demelisin Kerem baksana sevgilin nasılda üzülüyor. Neyse tekrardan tebrikler yıkılış gününüz pardon en mutlu gününüz için.”
Ben babamla çıkışa vardığımda arkama bakmasam da Lavinin çığlıklarından Keremin ellerinden kurtulup bizi takip ettiğini anlayabiliyordum. Tam çıkıştaki magazinciler beni bekliyordu babam arabaya doğru ilerlerken ben durdum ve tüm gözler üzerinde iken uzatılan mikrofonlara baktım bu sırada Kerem bana yine yaklaşmaya çalışacağı sırada elim ile durdurdum onu ve bu ana kadar en nefret dolu bir şekilde baktım ona.
“Sakın! Eğer bana yaklaşmaya cüret edersen seni buna pişman ederim Kerem Gümüş.”
Kerem ilk kez görüyordu bu halimi, beklemediği belliydi. Ses tonum bile kendimden beklemediğim bir şekilde kalın ve soğuktu. Netti üşütüyordu. Benim kalbim onların yaptıkları yüzünden buza dönmüştü onlarınki de dönecekti hemen değilse bile zamanla olacaktı. Kerem olduğu yerde dururken yüzüne bir yumruk atmamak için kendimi çok zor tutuyordum hala biraz önce birden kolumu tutması yüzünden tedirginliğimi atamamıştım üzerimden hala nefret ediyordum ondan. Gördükçe kanım hırsla kaynayıp onu asit kuyularında acı içinde haykırarak eritmek istiyordu.
“Arya, ben.”
Sözünü keserek eski gülümsememi takındım ve kameralara baktım.
Bir sürü sorunun içerisinde elim ile hepsini durdurdum.
“Öncelikle, iki buçuk yıl önce çok gerçekten çok ağır bir rahatsızlık geçirdim bu süre zarfından Kerem gümüş ile olan evliliğimde gerçekten bana çok destek oldu, keza arkadaşım Lavinde öyle fakat mutluluk ile başlayan her günümüz o şekilde devam etmeyebilir bu yüzden bana olan desteğine rağmen tedavi sürecimde herkesten uzak olmayı seçtim ve evliliğimizi feshettirdik. Bugün buraya bana geçirdiği o ağır kazada desteklerinden ötürü en yakın dostuma ve medeni bir şekilde ayrıldığımız eski eşime mutluluklar dilemeye geldim. Bundan sonra şükürler olsun kavuştuğum sağlığım ile güçlü bir şekilde devam edeceğim hayatıma.”
Bana gözleri seğirerek bakan Kerem ile ağlamaktan makyajı akan Lavine bakarak devam ettim sözlerime.
“Bundan sonra, canımı yakan hiçbir şeyin hayatımda olmadığına emin olarak ilerleyeceğim.”
Tekrar önüme döndüm.
“Şimdi izninizle tedavide kaybettiğim bu iki buçuk yıllık sürecin telafisini yapmak istiyorum.”
“Arya Hanım, tedaviyi nerede oldunuz? Nasıl oldunuz?”
Soru ile durdum. Haklılardı tekrar gülümsedim ve şeytanın yeryüzünde çırakları olarak gördüğüm ikisine döndüm
“Bu hayatta sevgisine, dostluğuna sonsuz bir güvenle dayandığım bir arkadaşım sayesinde tedaviyi yurt dışında kanada da yaptım. Şimdi izninizle daha konuşacak çok vaktimiz olacak zaten. Hoşça kalın.”
Vefa kapıda tam arkalarında dururken Kerem ile Lavin şu an bu arkadaşın kim olduğunu düşünüyorlardı, düşünün düşünün daha çok düşünürsünüz. Ortalık karışırken mahalle yanarken saçını tarayanlar gibi yıkılan bir yuvanın mutluluğu ile arabama binerken Lavin Keremi nikah masasına döndürmeye çalışıyordu ama Kerem otomatik bir robot gibi sadece konuşmadan bana bakıyordu.