8. BÖLÜM

1185 Words
"Sence de biraz hızlı gitmiyor musun?" dememle kaşları çatıldı. Sanırım sorusuna beklediği cevap bu değildi. Anlamaz bakışları yüzümde gezinirken cevap verdi. "Hızlı mı gidiyorum?" diye sorgulamasıyla başımı gereksiz hızlı atan kalbimle iki yana salladım. sağ elim kalbimin üzerine giderken Artun'un gözleri de elimi takip etti. "Şuan söylediklerin yüzünden kalbim gereksiz yere hızlanıyor ve sen hızlı mı gidiyorum diye mi soruyorsun?" diye sitemle söylendim. Bakışları elimden gözlerime tırmandı ve konuştu. "Söylediklerimden etkileniyorsun yani!" diye tespitte bulununca istemsizce başımı aşağı yukarı salladım. Bu hareketimle dudağının kenarı havalandı. "Normalde bunu söylediğim için utanmam gerekiyor ama söylemesem de bizim evden bile duyulacak şekilde atan kalbimi sen de duymuşsundur." duraksadım ve koltukta biraz daha dik oturarak devam ettim. "Artun, evet söylediklerinden etkileniyorum. Aslında hiçbir şey söylemeden dursan öyle de etkilenirim ama bu bana çok yanlış geliyor." diye sıkıntımı dile getirdim. Bu durumdan hoşnut olmayan ama sorunu da ortadan kaldırmak isteyen yüz ifadesiyle konuşmaya başladı. "Sana yanlıs gelen şey ne?" duraksadı ve derin bir nefes alarak devam etti. "Aramızdaki yaş farkı mı? Senden 10 yıl önce doğmuş olmak benim elimde olan bir şey değildi." diye kendini açıklarken elimi iki yana sallayarak cevap verdim. "Sana aşık olursam yaş farkı benim için önemli bir detaydan çıkar." kaşları çatılınca ekledim. "Benim asıl çekincem babam, o nasıl tepki verir. Biliyorsun daha yeni buldum onu bu yüzden onu karşıma almak istemem." dedim. "Baban sana kıyamaz ki, güzelim." demesiyle başımı onaylar bir şekilde salladım ve konuştum. "Ama yine de," derken lafımı bölmesiyle ona odaklandım. "Şuan için önceliğim seni kendime aşık etmek, küçük hanım." ellerimi ellerinin arasına alıp okşarken devam etti. "Sen beni hayatına kabul ettiğin zaman babana da anlatırız." demesiyle o kadar ikna edici konuşmuştu ki istemsiz bir şekilde başımı sallarken bulmuştum. Bu hareketimle memnun bir yüz ifadesiyle bana bakarken gözlerimi etrafta gezdirdim. Ortamın sessizliğiyle aklıma gelen tek şeyi dile getirdim. "Konuşacağımız bir şey kalmadıysa ben gitsem, olur mu?" diye sorunca yüzü anlamadığı gösterir şekilde ifadesizleşti. "Yan yana olmak seni rahatsız mı ediyor?" sorusunu yöneltince şaşkın bakışlarım onu buldu. Meraklı gözlerle cevabımı beklerken duygularını yüzünden okuyabildiğimi fark ettim. Bu adam bir tek bana karşı duvarını indiriyordu ve ben bunu ancak şuan fark edebilmiştim. Diğer herkese ifadesiz ve çoğu zaman da sinirli bir şekilde bakarken iş bana gelince değişiyordu. Gözleri benim üzerimdeyken yüzünden çoğunlukla merak hakim oluyordu. Bunun nedenini merak ediyordum ve şimdi bunun nedenini anlayabilmiştim. O hoşlandığı kadını biraz daha tanıyabilmek için gözlerini üzerimden çekmiyordu. Daha fazla sorusunu cevapsız bırakmamak için karşılık verdim. "Rahatsız olduğum falan yok, sadece şuan kendimi garip bir ortamdaymış gibi hissediyorum ve az önce ki konuştuklarımızı da yanlız kalıp düşünmek istiyorum." duraksadım ve gözlerinin içine bakarak devam ettim. "Eğer bu zamanı kendime tanımazsam senin az önceki planını gerçekleştirmen zorlaşacak." dedim gözlerinin üzerimde dikkatle gezinmesine neden oldum. Dikkatli bakışları yüzümde gezinip en son gözlerimde durdu. Sağ eli yanağıma çıkıp baş parmağıyla orayı okşarken konuştu. "Senden ne kadar uzak kalmam gerekecek?" diye sormasıyla yanağımı istemsiz bir şekilde eline yasladım. Bu yaptığımı fark etti ama daha fazla utanıp elinden kaçmayayım diye sesini çıkarmadan cevap vermemi bekledi. "Çok değil." duraksadım ve gülümseyerek ekledim. "Zaten her akşam bize geliyorsun. İlla ki görüşeceğiz." dememle başını hafifçe iki yana salladı. Bu hareketiyle anlamayan bakışlarım yüzünü inceledi. "Karşılaşmaktan bahsetmiyorum." duraksadı ve aklındakileri daha dik oturarak dile getirdi. "Kendi isteğinle ne zaman bana geleceğinden bahsediyorum." dedi merak sezilen ses tonuyla. Şaşkın bakışlarım yüzünü arşınladı. "Artun," dememle araya girdi. "Efendim, güzelim!" deyince kalbim tekledi. Galiba hep bu adamın ufacık bir güzel sözüne tav olacaktım. Hayran bakışlarım yüzünde gezinirken gülümsemesiyle gözlerim dudaklarına odaklandı. Daha bir hafta öncesinde bu adam dudaklarıyla beni öpmüştü, değil mi? Şimdi de ben öpsem ne olurdu ki? Düşündüklerimle yanaklarım ısınınca onun sesini işittim. "Yanaklarını kızartacak kadar ne düşünüyorsun?" diye sormasıyla korku dolu bakışlarım onu buldu. O beni bu kadar kolay mı okuyabiliyordu. Eğer öyleyse dudaklarına bakarak kızarmamı da anlamıştır. Bu düşüncenin verdiği korkuyla kendimi geri çekerek elinden kurtuldum ve hemen yanından geçip gitme planları yaparken kolumdan tutarak beni kucağına düşürdü. Gözlerimi açmazsam şuan bulunduğum konumda olmazdım, değil mi? "Gözlerini açmadığın taktirde kendini görünmez olduğuna inandırdıysan oyununa katılabilirim." deyince gözlerimi yavaşça açtım. Bu adam cidden benim aklımı okuyordu. Kendimi kucağımda toparlayıp daha düzgün bir şekilde oturdum. Kalkmak için yeltendim ama izin vermedi ben de gözlerimi etrafta gezdirirken konuştum. "Kendime aşık edeceğim deyince ilk dakikadan başlayacağını düşünmüyordum." dedim aklımdakilerden alakasız bir şekilde. Bakışları çok yakın olan yüzümde gezinirken cevap verdi. "Kaybedecek vaktim yok." bakışlarım ona dönünce devam etti. "Bir an önce şu güzel gözlerinin bana sevgiyle bakmasını istiyorum. O yüzden bulduğum her fırsatta kalbine girmek için çabalayacağım." dedi kendinden emin bir şekilde. Şuan kendimi biraz daha burada durursam çok uğraşmasına gerek kalmadan aşık olacakmış gibi hissediyorum. Bu düşünceyle kolları arasından sıyrılmak için bir hamle daha yaptım ve bu sefer izin vermesiyle kalktım. Birkaç dakikadır sadece kokusunu solumamak için ağzımdan nefes alıyordum. Tam kalkarken aldığım nefesle burnuma dolan baştan çıkarıcı kokusuyla bir iki adım geriledim. "Sen öyle diyorsan öyledir." duraksadım ve ellerimi nereye koyabileceğimi bilmediğim için etrafta gezdirdiğim bakışlarımla ekledim. "Şey," "Ney?" diye araya girince bakışlarım onu buldu. Dudakları muzip bir gülüşle esir alınmış mutluluğu gözlerine yansımıž bir şekilde cevabımı bekliyordu. "Ben gitsem iyi olacak. Evet, ben gideyim." diye saçmaladıktan sonra tam arkamı dönmüş gidiyordum ki belime sarılan elle adımlarım takılır gibi oldu ama toparladım. Umarım fark etmemiştir. Bakışlarım yüzünü bulunca kendinde açıklama yapma zorunluluğu hissetmiş gibi konuştu. "Seni geçirmek için geliyorum." demesiyle başımı anladığımı belirtmek için salladım. Kapıya gelince elimi kapının kulbuna koydum ve çekerken elini kapıya yaslamasıyla geri kapandı. Ne yaptığını anlamaya çalışan bakışlarımla yüzüne bakarken bana yaklaştı ve konuştu. "Sana istediğin kadar vakit vereceğim. Hiçbir şey için kendini zorunlu hissetmeni istemiyorum ama," duraksadı ve diğer eliyle çenemi tutup baş parmağıyla okşarken devam etti. "Her şeyi detaylı bir şekilde düşünmeni istiyorum. Zaten düşünürken sık sık beni göreceksin bu kararlarını etkiler mi bilmiyorum ancak umudum bu şekilde olamsından yana." dedi kendimi zorunlu hissetmeyeyim diye uğraşır gibi. Çenemdeki elinin verdiği hissiyatla gözlerimi kapatıp kedi gibi mırlayacaktım birazdan. Bu adam gerçekten beni bir dokunuşuyla etkiliyordu. Söylediklerine karşılık olarak başımı salladım ve cevap verdim. "Rica ediyorum bu süreçte bana çok temas etme, özellikle bu şekilde yanağımı veya çenemi okşama lütfen." deyince kaşları çatıldı elini geri çekerken konuştu. "Neden, rahatsız mı ediyorum seni?" diye meraklı bir şekilde sorgulamasıyla başımı iki yana salladım. "O yüzden değil. Rahatsız olmuyorum ama bu şekilde kalbim daha çok zorlanıyor." yüzünü kapsayan gülümsemesiyle ekledim. "Aynı zamanda çok da yaklaşma lütfen." "O, niye?" demesiyle ne kadar çekinsemde artık ipin ucunu verdikten sonra gerisini vermemek daha kötü olur diye cevap verdim. "Çünkü kokun çok güzel ve ilk günden beri böyle düşünüyorum. Ama şimdi bana karşı hislerin olduğunu öğrenince yakınlaşmak isteyeceğini bildiğim için bunu erkenden engelleyeyim dedim." duraksadım ve afallamış suratıyla bana bakan Artun'a bakarak ekledim. "Kısacası beni çabucak etkileyebileceğin silahlarını elinden almaya çalışıyorum ama bu pek mümkün olmayacak galiba." "Maalesef, güzelim. Bu isteklerini yerine getirmeyi inan ki çok isterdim ancak bunlar benim işime yarıyorken yapmamak haksızlık olur." deyince başımı salladım ve ilgisinin başka yerde oluşundan yararlanarak kapıyı açtım ve çıktım. Geriye dönüp ona baktım ve konuştum. "Ben gideyim artık, görüşürüz!" diye el salladım ve o da eli kapının kolunda karşılık verdi. "Görüşelim!" deyince gülümsedim ve karşılığını da güzel bir gülümsemeyle alınca arkamı dönüp evin bahçesinden çıktım. İstikametim içimdeki huzurla beş blok ötedeki evim oldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD