Kapının hızla açılıp duvara çarpmasıyla yerimde sıçradım. Bakışlarım dosyadan ayrılıp hızla kapıyı açan kişiye döndü. Elleri kumaş pantolonunun cebinde sanki içeriye dalan kendisi değilmiş gibi rahat bir şekilde bana bakıyordu. Hemen arkasında asistanım mahcup bakışlarla bana bakarken konuştu.
"Özür dilerim Akel hanım, engellemeye çalıştım ama başaramadım." demesiyle hafifçe tebessüm ettim ve başımı olumlu anlamda salladım.
"Sorun değil, çıkabilirsin." dedim düz bir şekilde. Başını onaylar anlamda sallayarak odadan çıktı ve peşinden de kapıyı kapattı. Gözlerimi hala kapının önünde bekleyen Artun'a çevirmeden ona hitaben konuşmaya başladım.
"Oturmayacak mısın?" diye sordum sadece konuşmak için. Yoksa şuan burada olması hiç istediğim bir şey değildi ki oturmasını isteyeyim. Bir çıt bile çıkarmayınca bakışlarım yüzünü buldu. Hala elleri cebinde durmuş bana bakıyordu.
"Neden geldin, Artun?" diye sordum. İşte bunu gerçekten merak ediyordum. Gözleri üzerimde gezinirken sanki değer verdiği bir şeyi uzun zaman sonra ilk defa görmüş gibi bakıyordu.
"Kaçan kovalanır oyununu oynamıyor muyduk?" demesiyle kaşlarım çatıldı. O, onu bilerek peşimde koşturduğumu falan mı ima etmişti?
"Ben bir oyun oynamıyorum ama sen gerçekten bir oyun oynuyor gibisin." diye söylenmemin peşinden cevap vermesine izin vermeden ekledim. "Beni öpüp aklımı karıştırman gibi konuşmak istememe rağmen buraya kadar geldiğine göre belli ki sen oyun oynuyorsun."
"Neden benden kaçıyorsun?" diye sormasıyla kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Gerçekten bunu mu nerak ediyordu? Madem buraya kadar gelip beni bulmuştu o zaman bana beni neden öptüğünün açıklamasını yapmalıydı. Ama o haklıymış gibi bir de beni sorguluyordu.
"Çok merak ediyorum, Artun." duraksadım ve tamamen ona dönerek masadaki elime çenemi yasladım. "Neden seninle görüşmek istememe rağmen beni bulmak için uğraştın?" diye sordum merakla. Sorduğum soruyla suratındaki ifade değişti ama mimiklerini kullanmakta o kadar profesyoneldi ki ne olduğunu ne hissettiğini anlayamadım. Bana doğru bir adım attı ve cevap verdi.
"Çünkü o gün ki öpücüğü bir heves uğruna yapmadığımı söylemem gerekiyordu." demesiyle bakışlarımı odada gezdirdim ve anladığımı belirten bir ses çıkardım. Geri ona baktığımda konuştum.
"Sanıyorum ki bunu zaten söylemiştin." duraksadım ve tamamen ona dönerek devam ettim. "Asıl merak ettiğim düşüncelerime saygı duymayıp beni bulmaya çalışmanın nedeni nedir?" dememle hafifçe kaşları çatıldı. Bana doğru attığı bir adımla karşılık verdi.
"Sana bir hafta gibi bir süre zaman tanıdım zaten Akel." duraksadı ve bir adım daha yaklaşarak bacağı masaya yaslanınca devam etti. "Bunu düşüncelerine değer verdiğim için yaptım. Şimdi beni sana saygısızlık yapmakla suçlayamazsın!" diye söylenince başımı olumlu anlamda salladım.
"Aslında anlamakta güçlük çekiyorum, lütfen beni aydınlat!" duraksadım ve geriye yaslanarak konuştum. "Daha yeni tanıdığım babamın iş arkadaşı ve aile dostu benden yaşça büyük olan adam beni hiçbir açıklama yapmadan öpüyor ve bunun bir heves uğruna olmadığını söylüyor. Anlayamadığım nokta şurası beni daha 1 aydır tanıyorsun, Artun. 1 ayda bana aşık olamayacağına göre," cümlemi bitiremeden konuşmasıyla bakışlarım yüzünde gezindi.
"Senin gibi bir kadına 1 ayda da aşık olabilirim ama benim ki ilk görüşte aşk!" demesiyle nefesim kesildi gibi oldu. Kalp atışım hızlandıkça hızlandı. Elimi kalbime yaslayıp kendine gelmesini söylemek istiyordum ama tamamen tüm ilgisi bende olan adamın karşısında bunu yapmak aptallıkmış gibi geldiğinden sandalyeyle birlikte geri kayrak ondan biraz da olsa uzaklaşmış oldum. Bu kendimi bir tık daha iyi hissettiren ona döndüm ve gülümsedim.
"Yaşım küçük diye beni bu tarz kelimelerle kandırabileceğini sanıyorsan, yanılıyorsun." dediklerine kaşları çatılınca cevap verdi.
"Yaşının küçük olduğunu hiçbir zaman düşünmedim zaten ve seni kandırmıyorum." duraksadı ve üzerime doğru adımlayıp tam karşımda durdu. Üzerime doğru eğilip iki elini sandalyenin kenarlarına koyarak yüzlerimizi yaklaştırdı. "Bunu detaylıca konuşabilir miyiz, Akel? Başbaşa, sakin bir ortamda sana kendimi anlatayım olur mu?" demesiyle yakınlığıyla bulanmış beynimi son dakika söylediklerine odaklayabildim. Belki de şuan ona karşı çıkmam ve tüm irtibatımı kesmem gerekiyordu ama ben istemsizce başımı aşağı yukarı sallar bir şekilde bulmuştum.
"Nereye gideceğiz?" diye sorabildim sadece. Bana hafifçe gülümseyip kucağımda duran sağ elimi avcunun içine alarak baş parmağıyla okşadı ve yakınlığıyla hipnoz olmuş beni kendisiyle birlikte çekerek ayağa kaldırdı. Peşinden kapıya doğru ilerlerken son anda masanın üzerinde ki telefonum ve çantamı almış odadan çıkmıştık. Asistanıma bakıp gülümsedim ve elimi tutup beni yönlendiren adamı takip ettim. Asansöre bindik ve giriş katı yerine otoparka basmasıyla bekledim. Ama hala elimin elinin içinde olduğunu fark edince elimi çekiştirdim. Sanki yaptığım hareketi hissetmiyormuş gibi elimi daha sıkı kavradı. Bununla birlikte kaşlarım çatıldı ve konuştum.
"Artun!" diye sitemli vir şekilde seslendim. Bakışları bana döndü ve cevap verdi.
"Efendim, güzelim!" demesiyle ne diyeceğimi unutur gibi oldum. Karşımda oldukça yakışıklı bir adam elimi tutmuş, sanki karşısında en değerlisi varmış gibi bakan ve ona 'güzelim' diyen bu adam kalbimi daha da hızlandırmaktan başka bir şey yapmıyordu. Derin bir nefes alarak başımı iki yana salladım ve asıl söylemem gerekenlere odaklandım.
"Elimi bırakır mısın!" duraksadım ve asansörün hangi katta olduğunu gösteren panele bakıp devam ettim. "Burada babamın çalışanları da var. Onlar görürse başın derde girebilir." dedim son cümleyi düşünmeden ettiğimi fark ettiğimde kafamı asansörün duvarına vurmak istedim. Artun'un suratında oluşan gülümsemeyle sinirle ofladım. Bu tepkimle daha gülümsemesiyle göz devirdim. Asansör durunca tuttuğu elimden çekiştirirken konuştu.
"Beni düşünüyor olman hoşuma gitti, güzelim ama bu ikimiz içinde sorun olacak bir durum değil." demesiyle kafamı bir uere gömüp uzun süre oradan çıkarmak istemedim. Adama resmen o kadar kaçtım ama yine de seni düşünüyorum imajı çizmiştim. Bıkkın bir şekilde arabasına kadar peşinden ilerledim ve beni ön koltuğa oturtmasıyla elimi bırakması bir oldu. Tamam elimi bırakmasını istiyordum ama bu kısacık sürede de ona alışmıştım. Elimden ayrılan eliyle elim üşür gibi oldu. Arabanın önünden dolanan bedenine baktım ve bana bakınca hemen gözlerimi kaçırdım. Yan tarafıma oturup arabayı çalıştırıp otoparktan çıktı.
Yaklaşık 50 dakika sonra vardığımız eviyle anlamayan bakışlarım yüzünü buldu. Bana bir şey söylemek yerine arabadan inip benim tarafıma geldi ve kapıyı açtı. Bir eve bir de ona bakarken konuştum.
"Neden evine geldik?" diye sordum merakla. Rahat konuşabileceğimiz bir yer deyince evine geleceğimizi düşünmemiştim. Elimi tutup arabadan inmeme yardım ederken cevap verdi.
"Rahat konuşabileceğimiz, benim kendimi sana rahat bir şekilde anlatabileceğim yer burası," duraksadı ve eve bakıp bana geri dönerken ekledi. "Ama kendini rahat hissetmeyeceksen başka bir yere de gidebiliriz." demesiyle başımı iki yana salladım. Bu hareketimle önden ilerleyip korumaların açtığı kapıdan içeri girdik. Arkamızdan kapanan kapıyla bakışlarım saniyelik orayı buldu. Elimden çekiştirilip salona gelince elindeki elimi çekip koltuğa otudum. O da hemen önümdeki sehpaya oturarak dizlerimizin birbirine değmesine neden oldu. Kendimi koltukta geri çekebildiğim kadar geri çektim ve bakışlarımı gözlerine çıkardım.
"Artık anlatacak mısın?" diye sormamla üzerindeki ceketi çıkarıp koltuğa atması bir oldu. Gömleğin kollarını kıvırıp kaslı kollarını incecik gömlek üzerinden bana gösterirken aklımın burada kalacağından emin değildim. Bakışları ellerime düştü ve onları elleri arasına alarak baş parmaklarıyla hafifçe okşadı. Benim de bakışlarım ellerimizdeyken ne kadar yakıştıklarını düşünüyordum.
"Akel, ben seni 6 ay önce tanıdım." dediklerine şaşkın bakışlarım yüzünü bulunca devam etti. "6 ay önce Haldun'la seni ararken gördüm. Ama senin Haldun'un kızı olduğunu bilmiyordum. Sana tek başıma rastlamıştım ve tek temennim Haldun'un kızı olmamandı. Bu durumu kanıtlayan hiçbir şeyle karşılaşmadığım için sana gelip tanışacaktım ama korktum. Yaşımın buyük olmasından korktum, senin beni beğenmemenden korktum, en çok da Haldun'un kızı olmandan korktum ve hepsi de başıma geldi." duraksadı ve gözlerimin en içine bakarak ekledi. "Ben ilk senden hoşlandım sonra da seninle tanışınca aşık oldum. O güzel yüzüne, güzel karakterine, bana karşı olan tavrına aşık oldum. Seninle bir aradayken senden büyük oluşumu unuttum ve senin ne düşüneceğini bilmeden seni öptüm."
"Akel, bana bir şans verir misin?" demesiyle sessizlik oluştu ve bu sessizliği bölen benim göğüs kafesi mi zorlayan kalp atışlarım oldu.