Operasyon Alihan dan Dağın yamacına adım attığım an soğuk hava yüzüme sertçe çarptı. Gece karanlığı kayalıkların arasına çökmüş, her gölgeyi olduğundan daha derin, daha tehditkâr hâle getirmişti. Botumun altındaki taşlar ezildikçe çıkan ses gecenin içinde kısa bir yankı yapıyor, sonra karanlığın içinde kayboluyordu. Önden ilerliyordum. Tim arkamdan, her biri farklı yönü kontrol ederek sessizce geliyordu. Dağda yürürken konuşulmazdı zaten; nefes alışlar, ekipmanların hafif sürtünmesi ve rüzgârın uğultusu dışında ses olmazdı. Gözlerim dağı tararken parmağım tetiğin hemen yanında hazır bekliyordu. Ama zihnim… zihnim bambaşka bir yerdeydi. Zümrüt’ün o naif sesi kulağımda dönüp duruyor. “Alihan…” deyişi. Sanki yanımdaymış gibi net duyuyordum. Bir süre önce söylediği sözler yeniden zih

