Aselin anlatımı Hakan’ın omuzlarının arasından Mardin’in kızıl güneşine bakarken, içimdeki o ağır taşın nihayet yerinden kalktığını hissettim. Arabaya bindiğimizde Hakan’ın babamla yaptığı konuşmayı dinlerken derin bir nefes aldım. Bizim çocuklarımız artık mermilerin gölgesinde değil, ezgilerle büyüyecekti. Hakan telefonu kapattığında bana o hayranlık dolu bakışıyla döndü. Elimi, vitesin üzerindeki elinin altına hapsederken, "Tamamdır çimen gözlüm," dedi. "Baban hallediyor. Bizim üzerimize düşen artık sadece mutlu olmak." Başımı omzuna yaslayarak, "Şükürler olsun Hakan," dedim. Babasının adaletinden hiçbir şüphem yoktu. Fatih’i babasına, Cihan’ı da aşiretine öyle bir dersle gönderecekti ki, bir daha adımızı bile ağızlarına almaya cesaret edemeyeceklerdi. Babamın heybeti, çocuklarımız

