Asel'in anlatımı
"Bu da ne? Bu adamın bana yakınlığı beni heyecanlandırdı mı? Asel, kendine gel! Bu adamın yakınlığından heyecanlanıyor olamazsın, kızım! Mal mısın? Adamı tanıyalı üç gün oldu!"
Bu yakınlıktan bir an şoka girmiştim. Hemen kendime geldim ve Hakan’a döndüm.
“Ula, eline koluna sahip çık, fena olacak yoksa! Ayrıca aramızda sözleşme olacak, karşılıklı. Şimdi hallet şu berdeli, sonrasına sonra bakacağız,” deyip içeri, babamın yanına geçmeye gittim.
. Hakan'ın Anlatımı
Asel’i zar zor ikna ettim berdel için. Telefonu aldım elime, annemi aradım. Telefon ilk çalışta açıldı.
Hazal Hanım “Oğul, ne yaptınız?”
“Hazırlığını yap ana, gelini alıp birkaç güne geleceğim. Babası uyanır uyanmaz.”
“Oğul, sen ne dersin? Ne gelini? Selen’i alıp gelmeyecek misin? Ne gelininden bahsedersin? Ben buralarda kız bakıyorum sana! Ben bilmediğim kızı gelin diye almam, Selen’i al gel!”
“Anne! sen ne söylüyorsun farkındasın herhalde? Ağa kim, anne? Benim, sözümün üstüne söz söylemeye mi başladınız? Selen evlenmiş, nasıl alıp geleyim? Mecbur berdel yaptım. Kızı alıp geldiğimde bu düşünceleri silmiş ol kafandan ana. Gelinin artık Asel kabul et bu düşünceye kendini alıştır. Dönüşü yok bu durumun. Aşiretin diğer üyelerine de söyle, bu olay berdelle kapandı. Gelininle birkaç güne kalmaz tanışacaksın ana, haberin olsun. Ben senden icazet almıyorum, haber veriyorum. Hadi selametle,” deyip telefonu kapattım ve babamı (Saruhan bey)aradım.
“Söyle oğul.”
“Baba, berdel yaptım. Birkaç güne gelinizi alıp geleceğim. Annemin bazı düşünceleri var, annemi dizginle baba.”
“Berdel’i kabul ettiler mi? İyi yapmışsın oğul, yoksa kan dökülecekti. Aşiret reisleri ‘kızı öldür’ deyip duruyorlardı.”
“Kabul ettiler baba ama kızın babası yoğun bakımda, uyanmasını bekliyoruz.”
"Hemen gelmiyor musunuz?”
“Yok baba, bir iki gün daha buradayız.Babası uyandı mı geliriz. Aşiret toplantısını da o zamana ayarlarız. Sen aşiret ağalarını yatıştır. Haydi selametle,” deyip kapattım Uzun bir konuşma oldu.Annemle babamla konuşayım derken Asel’i o lavukla yalnız bıraktım.Yoğun bakımın önüne yöneldim Asel’i bulmak için. Yoğun bakımın önü kalabalıktı. Asel içerideydi, o lavukla değerlerine bakıyorlardı bu manzarayı görmemek için Burak lavuğunun yanına yaklaştım kulağına doğru fısıldadım “Lan, uçkuru düşük! Seni temiz döveceğim, rahat duramadın. Bir de kardeşimi hamile bıraktın. Seni öldürmeyeceğim ama döveceğim.”
Burak’ın gözleri açıldı birden. “Boş yapma lan! Selen artık benim namusum, karım. Hamile bırakıp ortada bırakmışım gibi konuşup benim asabımı bozma. Ayrıca o berdel falan kafandan at. Ablamı başını yakamam, vicdan azabıyla yaşayamam,” dedi.“Ulan, sen hâlâ konuşuyor musun?” diye döndüm, yakasına yapışacaktım ki, Selen “Abi, ne olur dur,” deyip yığıldı sandalyeye.
Hemen Burak’ın yakasını bıraktım. “Doktor!” diye seslenmeye başladım. Burak’ın annesi falan yanımıza geldi. Asel dışarı çıkmıştı, o da yanımıza geldi.
“Ne oldu Selen’e?” diye sordu hemen sedye diye bağırdı.
“Açılın! bir bakayım” Sedye geldi, Selen’i müşahede altına aldılar hemen. Asel yanlarındaydı. Burak, ben ve Gökhan kapının ardındaydık.
Asel dışarı çıkıp, “Aşırı stresten ve aç kalmaktan bayılmış Kadın doğum bakacak şimdi."Burak, diye seslendi Asel.
“ bana bak seni uyarıyorum, kıza dikkat et. Hamile ve sen onu uzun saatlerdir burada tutuyorsun açmısın yoruldun mu demek dahi aklına gelmedimi la bir bok yedin kaçırdın kızı evlendin,adam akıllı kocalık yap, kızı strese sokma! Benim sinirlerimi zıplatma la, kıracağım kafanı en sonunda!” deyip Gökhan’la bana döndü.
“Size gelince, artık Selen bir Saruhan değil, soyadı Fettahoğlu. Bu yüzden kavga çıkartıp sürekli kızı arada bırakmayın. Abi iseniz arkasında durun, bu ne arkadaş? Kocası bir dert, abileri ayrı dert! Kızın bu kadar dayandığına şükredin. Kız hamile, hassas dönemde. Bu kadar stres olursa düşük yapar! Rahat durun ula! Şimdi babam normal odaya alınacak. Siz ikiniz burada işiniz bitti. Berdel’i kabul ettik. Burada durup insanları darlamayın ve Burak, sana gelirsek babam iyi, sen de karını al bir yere yerleştir, azıcık dinlensin. Bunları da ben demeyeyim sana. Azıcık o god kafanı kullan ula! Ben babamın yanı çıkıyorum, normal odaya alınacak,” dedi ve gitti.
Ben de peşinden koştum.
“Dur kız deli fişek! Sürekli böyle ayar vereceksen işimiz iş senle. Baban nasıl? Ne zaman gideriz Mardin’e? Bizimkiler bizi bekliyor, berdelin doğruluğunu kesinleştirmek ve nikâhı kıymak için,” dedim.
“Ula, dur ne patladın? Adam daha yeni normal odaya alındı, yeni uyandı. Pat diye berdelden mi bahsedeyim? Adamı direkt mezara mı koyayım? Derdin ne senin."
“Vallahi ben anlamam Asel. Bir gün daha ancak beklerim. Hafta sonu Mardin’de olmamız lazım.”
“Tamam baş belası, tamam! Dur, babamın durumuna göre alıştırarak söylerim artık." “Nereye gidiyorsun şimdi de bakalım?”
“Babamın yanına,dedim ya.” deyip baş selamı verip gitti.
Ben de Gökhan’la konuşmak için yanına geçtim.
“Abi, yenge fena ha. Hepimize ayaküstü ayar geçti,”
“Öyle, tam toprağının kadını, asi. Eee, anlat bakalım, yeni bir şeyler öğrendin mi bu Fatih hakkında?”
“Araştırdım abi. Fatih’le Asel yenge aynı üniversiteden mezun. Fatih onun bir üst sınıfıymış. Fatihlerin hastanesi varmış. Mezun olduktan sonra Trabzon’a, hastanenin başına gelmiş. O zamana kadar Asellerle ortakmış bu Fatih in babası. Son senesi ne olmuşsa, ortaklıkları bitmiş. Bazıları Asel yüzünden dedi ama işin iç yüzünü kimse bilmiyor anlaşılan."
“Acaba ne oldu Asel’le aralarında? Bir şey mi oldu?” Aklında deli sorular. En kısa sürede bunu Asel’e sormam lazım.
“Şimdilik adamları geri çek, yengeni kızdırmayalım. Biz de otele geçelim, biraz dinlenelim.”
Otele geçip biraz uyumam lazımdı.
Asel'in Anlatımı
Selen’in odasından çıkıp Burak’la Hakan’a ayar verdikten sonra babamın yanına çıktım. Annem yanındaydı.
“Babam uyandı mı?"
“Uyandı. İlaç verdi hemşire, yine uyudu,”
“Anne, sana bir şey demem lazım. Ben berdel’i kabul etmek zorunda kaldım,” dedim.
Annem yeşil gözlerini belertip “uyy! Ne deysun sen Asel? Ne demek kabul ettim? Allah’ım sabır ver baa! Kızum, delirdun mi sen?”
“Anne, ne yapsaydım? Burak’ı Seleni torununu öldürsünler mi? Zaten evleneceğim yoktu. O olaydan sonra aşka inancım da kalmadı. Nasip böyleymiş,”
“Bulurduk orta yol.”
“Anne, en orta yol ha bu yol, başka orta yol yok. Neyse, zaten karar verdim. Babama nasıl diyeceğim onu de ba.”
“Ha bu fışkıyı yedin, babana da de o zaman.”
“Anne, sen hiç yardımcı olmaysın ha!”
Birden babamın sesini duyduk.
“Deyun bakayım ne diyeceksunuz?”
“Aaa baba, uyandın!” deyip ayağa kalkıp öptüm.
“Hele de bakayım ne du karın ağrın?”
“Şimdi ilk önce durumuna bakalım.”
Babamın başucundaki düğmeye bastım. İçeri hemşire girdi.
“Fatih Bey’e haber verir misiniz?” dedim.
Beş dakika sonra Fatih geldi. “Ooo eski toprak, uyandın mı? Bir bakalım nasıl kalbin?” deyip dinledi.
“Ooo saat gibi, gayet iyi durumda,” dedi. “Ama bu saatten sonra yediklerimize içtiklerimize dikkat edeceksiniz. Sigara, nargile yasak. Ayşe abla, perhiz sende bundan böyle,” deyip bana göz kırpıp gitti. Sevimsiz!
“Hele de bakayım ne diyeceksun şimdi?”
“Biraz daha dinlen, konuşuruz babam. Şimdi ben Selen’in yanına gideyim, malum kız hamile,” deyip çıktım.