Hakanın anlatımı Kollarımın arasındaki o ağırlık... Hayatımın en ağır, en yakıcı yüküydü. Asel’in bedeni; az önce bir kale gibi önümde dimdik duran o mağrur duruşu, şimdi avuçlarımın içinde solan bir çiçek gibi cansızlaşıyordu. Göğsümden yukarı doğru yükselen o feryat boğazımda düğümlendi, nefesimi kesti. "Asel!" diye bağırdım ama sesim sanki bana ait değildi. Sanki ruhum bedenimden ayrılmış, yukarıdan bu kıyameti izliyordu. Parmaklarımın arasından süzülen o sıcaklık... Onun kanıydı. Benim yerime o namlunun önüne atladığı, benim için dökülen o kutsal kan. Ellerim titriyordu; barut kokusu zeytin ağaçlarının rayihasına karışmış, genzimi yakıyordu. Gözleri... O hırçın Karadeniz karası gözleri yavaşça kapanırken, içinde gördüğüm son şey korku değildi; saf ve sonsuz bir sevgiydi. "Seni...

