Asel'in Anlatımı
Babamın odasından çıktım, Selen’le Burak’ın yanına... Kızcağıza da üzülüyordum. Evet, bir hata yaptılar ama olan ona oluyordu. En güzel döneminde bebeğini ve hamileliğini sakin ve mutlu geçirmek varken kaosun içine düşmüştü. Gerçi kaosu onlar yarattı ama neyse, düşünemediler; aşktan gözleri kör oldu o nasıl oluyorsa...
Bir de Hakan var tabii. Aslında kafamdaki birçok düşüncenin içinde Hakan’a duyduğum çekim kafamı karıştırıyor. Üniversitede Fatih dangozuna duyduğum neydi? Aşkından geberiyordum falan... Ona karşı hiç böyle heyecanlanmadım. Kokusu resmen beni kendimden geçiriyor. Ona karşı bir elektrik, bir çekim hissediyorum ama bu aşk falan değil! Şimdi Allah yukarıda, Hakan yakışıklı uşak; hani kara kaş, kara göz, buğday ten, uzun ve kaslı. Spor yaptığı, kendine baktığı kesin. Aurası da var.
Lan! Ne düşünüyorum ben? İyice kafayı yedim kızım Asel! Kendine gel. Adam zorba. Senin tam tersin. "Evlilik gerçek olacak" falan dedi diye kabul edecek değiliz herhalde.
Kafamda deli düşüncelerle Burakların odaya vardım. Kapıyı açtım, içeri girdim. Bir de ne göreyim? Bizim "aşk kuşları" sarmaş dolaş uyuyorlar. Yavaşça geri çıktım.
Poyraz’ı arayayım, ne yapıyor diye. Şirkette sevkiyat sorunu çıkmıştı, halledebildi mi acaba?
“Alo Poyraz, ne yaptın?
“Efendim Asel, bir şey mi oldu?”
“Bir şey olmadı ya, ne olacak? Sevkiyatta sorun vardı, halledebildin mi diye sormak için aradım.”
“Hallettim ya, küçük bir problemdi. Eee sen ne yaptın? Amcam nasıl, normal odaya aldınız mı?
“İyidir, iyi. En kısa sürede İstanbul’a transfer edeyim. Bu Fatih dangozunu gördükçe sinir yaylarım geriliyor.”
“Ula Asel, hâlâ aynı konu! Bıkmadın mı, unutamadın mı?”
“İçimde ona karşı en ufak bir duygu kırıntısı yok Poyraz ama söylediklerini yediremiyorum. Bir de hâlâ söyleyeceklerimi söyleyemedim ya, sanki onu görünce söyleyemediklerim yüzünden içim ağırlaşıyor.”
“Boş ver şimdi Fatih itini. Bu Hakan olayını ne yapacaksın?”
“Ne yapayım? Küçük yeğenim için berdel’i onayladım.”
“Saçmalama! Kabul mu ettin?”
“Başka şansım mı vardı? Üç cana kıyacaklardı.”
“Blöf yapıyorlar bence. Öldürmezlerdi.” “Hakan açıkça söyledi. Ben yapmasam bile başkasını gönderip öldürtürlerdi.”
“Amcama ne diyeceksin?”
“Bilmiyorum. Annemden yardım istedim ama o da tiripli.”
“Neyse Asel, yine konuşuruz. Dikkat et.”
“Sen de, görüşürüz.”
Birden telefonum çalmaya başladı. Numara tanıdık değil. “Kim bu?”
“Alo.”
“Selam karıcım, nasılsın?”
“Karıcım mı? Kendine mi gelsen? Ben senin hiçbir şeyin değilim, sadece mecburiyet bizim evlilik!”
"Bu mecburiyete alışsan iyi edersin, Laz kızı. Babanla konuştun mu?”
“Saçmalama istersen! Ne bu acele ya? Daha babam gözünü yeni açtı. Sen bana ‘üç günün kaldı’ diyorsun. İyi misin?”
“Sen de elini çabuk tut Laz kızı, oyalama. Beni seni beklerim de aşiretin bekleyesi yok. Normalde bu işler bu kadar sürmez. Bu kadar durdukları bile mucize.”
“Uff, tamam ula, tamam! Konuşmaya gidiyorum.”
“Tamam, çavên min ên giyayê (çimen gözlüm).”
“Türkçe ne diyeceksen de ula! Küfür mü edeysun?”
güçlü bir kahkaha attı
“Küfür mü? Yok, küfür değil. Bir gün Türkçesini de söylerim Laz kızı. Hadi git babanla konuş da şu işi yoluna koyalım. Yoksa Selen de Burak da hâlâ tehlikede,” dedi.
“İyi be, tamam,”
Telefonu kapar kapamaz babamın odasına gittim.
“Ooo babacım, iyi gördüm seni! Nasılsın? Ağrın sızın var mı?” dedim.
“Hele bırak ağrıyı sızıyı. Geç otur bakayım ha buraya. Az önce Burak ve Selen buradaydı, olanı biteni anlattılar ba. Sen berdel midir ne boktur, onu kabul mü ettin? Katiyen buna müsaadem yok Asel! Mümkün değil! Kızım, sen benim işimi devralacak kişisin. Bunun yüzünden tıp okumanı bile istemedim. Bir de ben seni Türkiye’nin bir ucuna gelin diye yollayacağım? Yok öyle bir şey!”
“Başka çare yok. Burak’la kızın ölmesine de ayrılmasına da gönlüm el vermez. Hem de çocukları olacak. Kızı daha fazla strese sokmaya gerek yok. Benim evleneceğim de yok, nasip böyleymiş. Merak etme baba, ben işleri yine yönetirim.”
“Bak ne yapalım biliyor musun? Seni Fatih’le nişanlayalım, hatta evlendirelim. Hem sen Fatih’e aşıktın, gençlik hatası etti Fatih, şimdi canımı da o kurtardı. Hem sen evli olursan berdel de yapamazlar.”
“Baba, sen ne dediğinin farkında mısın? E bunun sonucunda ne olacak? Ya Burak’la Selen’i ayıracaklar büyük ihtimalle, bunun diyeti Selen’e kesilecek. Ayrıca ben o Fatih’le dünyada tek erkek kalsa yine evlenmem! Üniversitede bir senemi yedi. Bir sene onun yüzünden depresyonda gezdim. Şimdi bir de ona minnet mi edeceğim? Ben Hakan’la evleneceğim baba, buradan dönüş yok. Sen de kabul et. İş sisteminde bir aksaklık olmayacak, merak etme. Ben anlaşma sağladığım şirketlerle yine devam edeceğim, gözün arkada kalmasın. Ama biliyor musun, benim en güzel yıllarımı, aşka olan inancımı, beni aptal yerine koyan birinin kollarına atacağın aklımın ucundan geçmezdi. Neyse baba, ben diyeceğimi dedim. Hayal kırıklığına da uğradım. Ben Mardin’e gidiyorum bugün, haberin olsun. Hem bunu haber vermeye hem de nasıl olduğuna bakmaya gelmiştim. Gördüğüm kadarıyla iyisin sırf işler ilerlesin diye beni bir paçavra gibi o adamın önüne atacağın aklıma gelmişti.”
“Yine asilik yapaysun Asel! Benim berdel’e iznim yok, bilmiş ol!”
“İzin istemiyorum ben. Kardeşimi korumayı seçiyorum. Hadi selametle baba,” deyip çıktım kapıdan.
Annem peşimden geldi.
“Asel dur! Babanı yanlış anladın kızım.”
“Yok anne, ben anlayacağımı anladım.Zeki kızı el altında olsun, bu arada Fatih’le evlendirirsem bir iş anlaşması daha cepte olur dedi. Ayaküstü ben anladım o ince ayrıntıyı. Benim için bitmişti ortaklık. Bu olayla birleştiririz yine ve beni narsist adamla evlendirecek. ‘Asel ne halt ederse etsin, nasıl olsa onun da üstesinden gelir. Babam için iş anlaşması boyutuna gelmişim. Bence berdel denen şey belki de kurtuluş he anne, ne dersin? Benim biraz kafa dinlemem lazım. Sonra Mardin’e gideceğim ve bu son kez ailem için kendimi feda edişim, bilmiş ol. Babama da öyle söyle İşleri aynen devam ettirecektim ama söyle babama, bu teklifi sununca o hakkını da kaybetti, beni kaybettiği gibi,” deyip çıktım dışarı.
Nefes alamıyordum. Ben o it yüzünden depresyona girdim nefes alamadım. Benim ne çektiğimi bilmesine rağmen bunu dediğine göre işi benden çok önemliydi. Babam beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Kafam kazan gibi sanki. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sadece bugünü unutmak istiyorum.
Telefonu aldım elime, Hakan’ı aradım. Neden onu aradım? Neden ona ihtiyaç duydum bilmiyorum ama o yanımda olduğunda daha güçlü gibi hissetmeme sebep oluyor. Telefon ikinci çalışta açıldı.
“Alo, Laz kızı.”
“Hakan, rica etsem beni hastanenin önünden alır mısın? Bir yere gidelim senle, kafa dağıtmaya ve bazı şeyleri konuşmaya.”
“Laz kızı, iyi misin sen? Sesin neden böyle geliyor? Ağladın mı? Ne oldu, baban iyi mi?”
“İyi, iyi. O kadar iyi ki anlatamam. Gelince kafa dağıtmaya gittiğimizde anlatacağım sana her şeyi.”
“On dakika oradayım.”