Konak, sessizliğe bürünmüştü. Demir'in, Haydar meselesini "hallettiğini" söylediği o akşamdan beri, havada elektrik varmışçasına gergin bir sükunet hakimdi her yere. Ancak bu sessizliğin en kalın duvarları, Berfin'in yüreğinde yükseliyordu. Zehra'nın İstanbul'a gönderilmesi, başlangıçta onun için kusursuz bir fırsattı. Rakipsiz kalacak, Demir'in tüm ilgisini, zamanını, belki de nihayet sevgisini hak edecekti. Ama işler umduğu gibi gitmemişti. Demir, Zehra'sız geçen her gün biraz daha içine kapanıyor, biraz daha hırçınlaşıyordu. Telefon konuşmaları uzadıkça, onun odasından duyulan tek tük yumuşak tonlamalar, Berfin'in içini kemiriyordu. Zehra'ya "çocukken ne hayal ettiğini" sormuştu Demir. Berfin, uzun zamandır yanındaydı ama Demir ona hiç böyle bir şey sormamıştı. Onun hayalleri, aşiretin

