Demir, "İyi geceler, Zehra," dediği o cümleyle kapıdan çıkıp gitmişti, ama odada bıraktığı gerilim, elektrik yüklü bir sis gibi havada asılı kalmıştı. Zehra, titreyen elleriyle geceliğinin düşen omzunu çekti. Dudakları yanıyordu, üzerinde Demir’in dudaklarının baskısı ve ısırığı vardı. Boynundaki izler, teninde küçük, kızıl haritalar gibiydi. İlle de sen olacaksın. O gece uyuyamadı. Yatağın kenarına oturup, koridordan gelecek bir sesi, bir ayak sesini, kapının yeniden açılacağı o tak sesini dinledi. Hiçbiri gelmedi. Sadece eski konakın iniltileri ve kendi kalp atışlarının hızlı davulları vardı. Sabah, gözlerinin altı mor halkalarla uyandı. Aynada kendine baktı; dudakları hafif şiş, bakışları ürkmüştü. Ama içinde, o korkunun derinliklerinde, uğursuz bir kıvılcım da saklıydı. Demir bir sava

