Güneş, konağın yüksek pencerelerinden içeri sızarken Berfin çoktan uyanmıştı. Üzerindeki saten sabahlığın kuşağını sıkıca bağladı. Masanın üzerindeki buruşturulmuş kâğıda baktı: “Zehra sadece bir misafir olacak.” Bu cümle, konağın elli yıllık hiyerarşisinin idam fermanıydı. Berfin odasından çıktı ve koridorun başındaki büyük gümüş çanı sertçe çaldı. Ses, konağın her odasında yankılandı. Hizmetliler panikle koridora döküldü. “Herkes aşağıda, salonda toplansın. Beş dakikanız var,” dedi Berfin. Sesi bir komutanınki kadar pürüzsüz ve emrediciydi. Aşağı indiğinde Mukaddes Teyze çoktan salona gelmiş, kahvesini yudumluyordu. Zehra ise merdivenlerin başında, gözleri kan çanağı içinde dikiliyordu. “Bu gürültü de ne Berfin? Burası kışla değil, haddini bil!” diye gürledi Mukaddes. Berfin, Mukadd

