Sabahın ilk ışıkları odaya sızarken Armando hala uyanıktı. Elleri hala o soğukluğu arıyor, zihni ise Antonella’nın odasında dökülen o sessiz yaşları kurutmanın yollarını arıyordu. Güneş henüz tam yükselmemişken, Armando içindeki o boğucu hislerden kaçmak için ahırlara gitti. En sevdiği atı, asil ve hırçın Vittoria’yı bizzat eyerledi. Atın nal sesleri malikanenin taş avlusunda yankılanırken, Armando’nun zihninde sadece Antonella’nın o buz gibi elleri vardı. Vittoria’yı evin yakınlarındaki, ağaçların arasına gizlenmiş durgun göle doğru sürdü. Gölün yüzeyi bir ayna gibi pürüzsüzdü; ama Armando’nun ruhu fırtınalıydı. Atından inip dizginleri gevşekçe bir dala bıraktı ve suyun kenarına çöktü.Gölün serinliği, yıllardır bastırdığı anıları su yüzüne çıkardı.Armando, o kadına hayatı dar etmişti

