Piyanonun son yankıları salonun yüksek tavanlarında sönümlenirken, Calino hala büyülenmiş bir haldeydi. Şehirdeki o bir aylık bedensel tutku, Antonella’nın tuşlara döktüğü bu ruhsal derinlik yanında bir anda sığ ve anlamsız kalmıştı. Calino, sandalyesini gıcırdatarak ayağa kalktı. Gözleri Antonella’nın üzerindeydi; kızın o çekingen ama dik duruşu, üzerindeki kendi diktiği elbisenin zarafetiyle birleşince ortaya çıkan tabloyu bozmak istemiyordu. "Bize kelimelerin yetmediği bir dünya sundun Antonella," dedi Calino, sesi her zamankinden daha yumuşak ve derindi. Ertesi sabah, malikane henüz ayazın etkisiyle uyanmamışken, bahçe kapısında atlı bir ulak belirdi. Maria, elinde mühürlü bir mektupla Calino’nun çalışma odasına girdi. Calino, uykusuz geçen gecenin ardından kahvesini yudumlarken

