Pencereyi hafifçe araladı; içeriye giren serin orman havasını yüzünde hissetti. Gözlerini uçsuz bucaksız yeşilliğe, Armando’nun az önce gözden kaybolduğu o karanlık yola dikti. Kalbi hala göğüs kafesini zorluyordu. "Sakin ol, Calino... Sakin ol," diye fısıldadı kendi kendine. Avuç içlerini soğuk cam pervaza bastırarak nabzını yavaşlatmaya çalıştı. Ama zihni ona oyun oynuyordu; Antonella’nın az önceki o hafif tebessümü, ormandaki ağaçların arasından sızan güneş ışığı gibi zihninde parlayıp duruyordu. Karısı Alda aşağıda bekliyordu, babası cepheye, ölüme gitmişti; ama o, dilsiz bir hizmetçinin bir saniyelik gülümsemesiyle sarsılmıştı. Heyecanını ve suçluluk duygusunu bastırmak için derin derin nefesler alırken, ormanın derinliklerinden gelen bir kuş sesi sessizliği bozdu. Calino o an an

