Calino, içindeki o devasa stresin ve aylardır bastırdığı arzunun etkisiyle daha fazla direnemedi. Gözlerini Antonella’nın dudaklarına kenetledi ve ona doğru, o yasak öpücüğe ulaşmak için yavaşça eğildi. Tam dudakları birbirine değmek üzereyken, sessizliği bir bıçak gibi yırtan, zayıf, paslanmış ama bir o kadar da sarsıcı bir ses duyuldu: "Ha-hayır..." Calino, sanki yıldırım çarpmış gibi olduğu yerde donup kaldı. Gözleri şaşkınlıkla irileşti, nefesi boğazında düğümlendi. Önce rüzgarın bir oyunu sandı, hayal gördüğünü düşündü. Ama ses tam karşısından, o dilsiz bildiği dudakların arasından, ruhunun en derinlerinden gelmişti. "Sen..." dedi Calino, sesi titreyerek. "Sen konuştun mu?" Antonella da en az onun kadar şaşkındı. Calino’nun ona en yakın olduğu, günahın ve aşkın sınırına da

