Antonella önce ne yapacağını bilemedi; elleri Calino’nun göğsünde kararsızca asılı kaldı. Ancak Calino’nun dudaklarındaki o çaresiz sevda ve teninden yayılan sıcaklık, kızın yıllardır ördüğü tüm duvarları bir anda yerle bir etti. O da bu ateşe teslim oldu; dudakları bir şevkle, yasak bir günahın hazzıyla yanmaya başladı. O küçücük oda, sabahın ayazına rağmen ikisinin nefesiyle kavruluyordu. Calino, soluk soluğa kalarak yavaşça geri çekildi ama kızın yüzünü ellerinin arasından bırakmadı. Alnını Antonella’nın terlemiş alnına dayadı; ikisi de tek bir vücutmuş gibi aynı sarsıntıyla nefes alıyordu. Calino, fısıltıdan öte, ruhundan kopan bir sesle, "Rose..." dedi. "Benim saf, beyaz gülüm... Seni her zaman düşüneceğim. Gittiğim her yerde, baktığım her yıldızda senin sesini ve bu kokunu taşı

