Kapı büyük bir gürültüyle kapandığında, devasa malikanede sadece Armando ve Antonella kaldı. Armando, kızın omuzlarındaki ellerini yavaşça çekti. Az önceki narsist öfkesi, yerini buz gibi bir sessizliğe bırakmıştı. Antonella, elindeki kahve potuyla bir heykel gibi dikiliyor, başına geleceklerden korkarak yere bakıyordu. Armando, masanın başındaki kendi koltuğuna oturdu ve karşısındaki sandalyeyi işaret etti. "Otur," dedi. Sesi bu kez emredici ama bağırmayan, tuhaf bir sakinlikteydi. Antonella tereddütle, sanki her an bir darbe alacakmış gibi çekinerek masanın ucuna, tam karşısına oturdu. Armando, kızın o hala buz gibi ve kuru olan ellerine baktı; göl kenarında kurduğu o hayaller zihninde yeniden canlandı. "Bana bak, Antonella," dedi Armando. Kız yavaşça başını kaldırdı. "Az önce olan

