Zeng artık elinde elmanın on renginden beyaz parçasını tutuyordu. Yani elmanın onda biri elindeydi. Elindeki elma parçasına bakarken havada asılı kalan 9 renkli elma yavaş yavaş eksik kısmını tekrar doldurdu. Tekrar on renk olmadı fakat bir bütün haline geldi. 9 Renk kalmıştı lakin artık renklerin kapladığı alanlar daha genişti.
Zeng elindeki elma parçasının az önce elmadan ayrıldığını görmese havada asılı kalan şeyin her zaman 9 renkli bir elma olduğunu düşünürdü. Bu tuhaf durumun karşısında ne yapacağını bilemez haldeydi. Thinker'ın daha önce söylediklerini düşünüp bu konu hakkında Thinker dahil kimseye bir şey söylememeye karar verdi.
Havada asılı kalan 9 renkli elma tekrar yere düştü. 9 renkli elmanın yere düşmesiyle Zeng'in elindeki parça havalandı ve Sanki bilinci varmış gibi Zeng'e doğru hareket etmeye başladı. Bir kaç nefes içinde Zeng'in burnunun dibine gelmişti. Biraz daha yol kat edip Zeng'in dudaklarına yapıştı.
Zeng eliyle tekrar elma parçasını yakaladı. Elma parçası elinin içindeyken Zeng'e doğru gitmek için küçük çaplı bir kuvvet uyguluyordu. Zeng açıkçası bunu hissedebiliyordu. Bu parçayı yese mi yemese mi bilemiyordu.
"Benim kanımdan oluştuğun için bana zarar vermezsin sanırım o yüzden yiyebilirim." Zeng en sonunda elmayı yemeye karar verdi. "Bekle bir dakika benim kanımdan oluştuğuna göre yani. Be.. be... ben şimdi kendi kanımı mı yiyeceğim! Iygh çok iğrenç bu." Zeng elmanın kendi kanından oluştuğunu düşününce bir an için tiksindi.
"Benim kanımdan oluşmuş olsan da artık kanım değil. Bir meyvesin böyle düşünürsem bir sorun olmaz herhalde." Zeng kendi kendine mırıldanarak kendisini iğrenmemek için ikna etmeye çalışıyordu.
Zeng'in elindeki beyaz elma parçası artık uyguladığı kuvveti biraz daha arttırmıştı. Ne olursa olsun Zeng'in kendisini yemesini istiyor gibiydi. Bir an bile kuvvetini durdurmuyor veya azaltmıyordu. Bunun için var olmuş gibiydi.
"Peki madem bu kadar çok istiyorsun. Seni yiyeceğim o halde." Zeng elindeki beyaz elma parçasının kuvvetini arttırdığını fark edince daha fazla elma parçasını tutmadı ve onu ağzına doğru götürdü. "Umarım pişman olmam." Zeng bu işin sonunda kendisine kötü bir şey olmasını istemiyordu.
Elma parçası Zeng'in ağzına girdikten sonra hareketi kesmişti. Sanki kendisini çiğneyip yutmasını bekliyor gibiydi. Zeng bu durumu fark edince yavaş yavaş elma parçasını çiğnedi ve yuttu. Gözü diğer 9 renkli elmaya takıldı.
Sağ bacağının yanına düşmüş dokuz renkli elmayı aldı. Elmaya bakarken "Nasıl olsa beyaz parçayı yedim seni de yersem daha kötü bir şey olmaz. Belki de daha iyi olur." Zaten elmanın bir parçasını yediğinden hepsini yemeye karar verdi. Dokuz renkli elmayı ağzına doğru götürdü.
"Lanet olsun. Dişlerim Sızlıyor. Kayayı mı ısırdım yoksa elmayı mı? Bu da ne böyle." Zeng elmaya bir ısırık attığında sanki dişlerinin kırılacağını hissetmiş gibiydi. Beyaz parçayı çok kolay bir şekilde çiğnerken dokuz renkli elmada diş izi bile yoktu.
"Benle dalga mı geçiyorsun sen!!" Zeng tekrar elmayı ısırmaya çalıştı. Lâkin sonuç öncesiyle aynıydı. "Bekle sen yapacağımı biliyorum. Zeng'le dalga geçmek neymiş görürsün şimdi."
Zeng elmayı tekrar yere koyduktan sonra hizmetli binasının ortak salonuna inerek etrafına bakındı.
"Nora müsait misin?" Zeng etrafına bakınınca nora'yı gördü.
"Biraz sonra çıkmam gerekecek bir şey mi lazım." Nora Zeng'in bir şey istediğini düşünüyordu.
"Bana kesici birşey ödünç verebilir misin? Bıçak yada başka birşey olur? Geri getiririm." Zeng Elmayı kesecek bir şeyler arıyordu.
"Olur. Al bakalım. Geri getirmene gerek yok. Hediyem olsun." Nora basit bir bıçağı Zeng'e doğru uzattı.
"Teşekkürler." Zeng bıçağı aldığı gibi tekrar odasına doğru koştu.
"Demek benimle dalga geçersin ha elma bozuntusu. Bir parça verip sertleşirsin demek. Şimdi seni küçük küçük kesip yutayım da gör." Zeng psikopat bir şekilde bakarak elmaya doğru ilerledi.
Sol avucuna elmayı alan Zeng sağ eliyle de elmayı kesmek için çabalamaya başladı. Elmayı kesmeye çalışarak bir kaç on nefes geçirdi. Ne kadar denerse denesin elma üzerinde tek bir çizik dahi oluşmamıştı. Elmayı bıçakla değil de kağıtla kesmeye çalışıyor gibiydi. Bir süre daha elmayla uğraştıktan sonra elindeki bıçağın ucundan çatırdama sesleri geldi.
"Ciddi ciddi bıçağı mı çatlattım ben. Hemde elmada çizik bile yok. Ne biçim bir şeysin sen böyle" Zeng bıçağın ucunun çatlamasıyla beraber daha fazla uğraşmak istemeyip elmayı tekrar köşeye kaldırıp koydu.
"Yine asıl amacımı unuttum. Benim eğitim yapmaya başlamam gerekiyor. Bilinen en kısa süre 3 ay olabilir ama ben Ejderha Jiantanın oğluyum. Kalbini bana verdi. O yüzden kesinlikle 6 gün içinde bu işi halledebilirim." Zeng kendini motive etmeye çalışıyordu.
Zeng tekrar bağdaş kurarak oturdu. Kendini motive ettiği için bu sefer tamamıyla odaklanacağına inanıyordu. Bir kaç on nefes boyunca aklına hiç bir şey takılmadan zihnini boşaltmayı başarabilmişti. Zaman bir çay süresi daha geçince Zeng'in gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. Uyuyakaldı.
Zeng İki gün boyunca aralıksız uyudu. Hiç bir ses gürültü ve gün doğarken odasından içeri gelip yüzüne vuran ışık kendisini rahatsız etmedi. Sanki bu dünyayla bağlantısı kopmuş gibiydi. Bağdaş kurarak farkında olmadan uyumuştu. Uzaktan bakan birisi derin bir transa veya aydınlanmaya girmiş olduğunu düşünürdü. Yakından bakarlarsa uyuduğunu anlarlardı.
Zeng ikinci gün bitip, üçüncü güne girdiğinde gözlerini yavaş yavaş açtı. Uykusundan uyanmıştı. "Nasıl uyuya kaldım. Bu da ne şimdi. Ben nasıl gelişimci olacağım böyle. Daha zihnimi bile boşaltıp odaklanamıyorum. Off offfff" Zeng kendine kızıyordu. "Acıkmışım da en iyisi bir şeyler yiyeyim bari."
Zeng elini bacağından çekip kalkmak için yere koyduğu sırada elinin vıcık vıcık bir şeye değdiğini hissederek irkildi. Elinin olduğu yere kafasını indirip baktığında etrafının yarım metre boyunca siyah sertleşmeye başlamış bir sıvıyla çevrelendiğini gördü.
Zeng bu sıvının nerden geldiğini anlamak ve içinden kurtulmak için hızlıca ayağa kalkarak sıvıdan uzaklaştı. Bir süre siyah sıvıya baktıktan sonra bir süredir içinde olduğunu anladı. Hemen soyundu ve vücudunda herhangi bir yara var mı diye baktı. Vücudunun da bir yara bulamadı fakat dikkatli bakınca teninin daha beyaz ve parlak olduğunun farkına vardı.
Zeng vücudundaki değişimlere bir saat boyunca dikkatli bakınca teninin daha parlak ve beyaz olmasının yanı sıra boyunun biraz artmış olduğunu ve gücünün daha da gelişmiş olduğunun farkına vardı. Bir tütsü süresi sonra vücudunu incelemeyi bırakıp geri giyindi ve yerdeki siyah sıvıyı temizlemeye başladı.
Zeng sıvıyı temizlemeyi bitirdikten sonra kılavuzu tekrar eline alarak okumaya başladı.
6. Sayfa meridyen açılımı:
Qi geçitlerinizi Meridyeninize bağlamayı başardığınızda Vücudunuz Ruhsal alan oluşturma aşamasına geçmeden önce bedeninizde bulunan pislikleri deri yoluyla dışarı atar. Açtığınız meridyene göre bu pisliğin boyutu değişmektedir. Meridyenlerinize daha sonra bakmak için vücudunuzdaki meridyenleri hissetmeye çalışın ve gözünüzde canlandırın.
9. Sayfa Ruhsal alan oluşumu:
Vücudunuz Dantianınızda Ruh denizi yani ruhsal alan oluşturduktan sonra deri yoluyla pislikleri dışarı atar. Açılan meridyenlerin dantiana bağlanma sayısına göre bu pisliğin boyutu değişir. İşlem tamamlandığında Ruh denizinize bakmak için gözlerinizi kapatın ve dantianınızda toplanan büyü gücünü hissedin.
"Demek böyle. İyi de ben daha Qi geçidi bile oluşturamadım. Bu pislikleri nasıl atmış olabilirim." Zeng daha Qi gelişimi yapmadan bu pislikleri nasıl vücudundan dışarı attığını düşünüyordu. "Olabilir mi? O beyaz elma parçası tüm bunlara sebep olmuş olabilir mi?" Zeng tüm bunlar olmadan önce yediği son şeyin elmanın beyaz parçası olduğunu hatırladı. Elma parçası Zeng'e özellikle kendini yedirmek istemiş gibiydi.
"Eğer düşündüğüm doğruysa kılavuzdaki gibi kontrol edeyim." Zeng Kılavuzda yazdığı gibi ilk önce dantianını sonra meridyenlerini kontrol etmek istedi. Dantiandan başlamasının sebebi umutlarını yüksek tutmayı seviyor olmasıydı.
"Evet İşte bu be. İşte bu. Bronz Seviye Başlangıç Ruh oluşumu. ahaha " Zeng biraz denedikten sonra sonunda dantianındaki ruh denizini görebilmişti. Kılavuza göre bronz seviye başlangıç ruh oluşumuna ulaşmıştı. "Bekle beni lonca seçmeleri, ben geliyorum!" Peki ya meridyenlerim kaç meridyenim açık acaba. Zeng kendini sakinleştirip meridyenlerine bakmak istedi.
"B.. bu bu da ne böyle? Nasıl ? Böyle bir şey nasıl olur. Kılavuzda bu yazmıyordu. Ne yapmam lazım şimdi?" Zeng meridyenlerine baktığında gördüğü manzaraya inanamadı.