Atlas
Haritanın üzerindeki kırmızı daireler hâlâ masada dururken Kuzey’in telefonu titredi. Ekranda tek bir satır belirdi:
“Mert Rize’ye girdi. Selçuk gönderdi. Tekin de yolda.”
Cümle biter bitmez Ilgaz House’un kapısına üç sert darbe indi. Hepimiz aynı anda sustuk.
Burak silahını çekip kapıya yanaştı. Kuzey tabletini kapattı, sesi fısıltı gibiydi: “İki kişi. Biri Mert’in koruması. Diğeri Selçuk’un eski şoförü. Eller havada, silah görünmüyor.”
Ela yanıma geldi. Yüzü bembeyazdı ama gözleri fırtına gibiydi. “Selçuk amcam,” dedi dişlerinin arasından. “Tekin ise babam. İkisi de yıllardır birbirini kandırıyor. Şimdi de beni piyon yapıyorlar.”
Kapı bir kez daha vuruldu. Bu sefer daha ısrarcı. Burak küçük pencereden baktı, sonra bize döndü. “İkisi de korkudan titriyor.”
Yumruğumu sıktım. “Açma. Dinleyelim. Amcanın ne çevirdiğini tam öğrenelim.”
Dışarıdan boğuk bir ses yükseldi:
“Atlas! Mert bizi Selçuk gönderdi! Tekin yarın değil, bu gece geliyor. Ela’yı istiyor. Ama Tekin hâlâ bilmiyor ki Selçuk onu satıyor. Amcası, babasını tuzağa düşürecek ve tahtı Mert’le paylaşacak!”
Ela’nın nefesi kesildi. Ben ise kapıya doğru bir adım attım.
Ela
Babamın adını duymak midemi burkmuştu. Tekin Yıldırım… yıllardır beni bir anlaşma maddesi gibi kullanan adam. Amcam Selçuk ise hep gölgede beklemiş, babamı sırtından hançerlemek için fırsat kollamıştı.
“Selçuk amcam,” diye mırıldandım Atlas’a. “Babamı buraya getirip seni kullanacak. Sonra da Mert’le birlikte tahtı paylaşacak. Beni de… eski anlaşmayla babama teslim edecek.”
Kuzey kulaklığını taktı, drone kamerasından dışarıyı izliyordu. “Üçüncü bir araç limanın arkasında. Plakası gizli. Mert’in arabası da orada.”
Burak kapıya silahını doğrultmuş halde bekliyordu. Atlas bana baktı; gözlerinde hem öfke hem de güçlü bir kararlılık vardı.
“Ne yapıyoruz?” diye sordu alçak sesle.
Parmaklarımı masaya bastırdım. “Dinleyelim. Ama kapıyı açmadan. Eğer amcam babamı bize teslim etmek istiyorsa, bu bizim için altın fırsat. Babamı da, amcamı da aynı anda tuzağa düşürebiliriz.”
Dışarıdaki ses tekrar yükseldi, bu sefer panik doluydu:
“Selçuk biliyor! Ela’nın burada olduğunu biliyor! Tekin buraya gelmeden önce burayı basarsa hepiniz biter. Ama Mert size bir teklif getirdi: Tekin’i birlikte düşürelim. Sonra Yıldırım tahtını paylaşalım!”
Oda bir an sessizleşti. Sadece Fırtına Deresi’nin uğultusu camlardan sızıyordu.
Atlas bana döndü. “Bu gece her şey değişiyor.”
Başımı salladım. İçimde ne şaşkınlık ne de korku vardı; sadece soğuk bir öfke ve net bir plan.
“Kapıyı aç,” dedim. “Ama silahlar hazır olsun. Babam ve amcam yıllardır birbirini kandırıyor. Bu sefer ikisini de kandıran biz olacağız.”
Ve kapı, ağır ağır aralandı.
Aramızdaki bağ artık sadece aşk değil, aynı zamanda ortak bir intikamdı.
Hiçbir aile ihaneti onu yıkamazdı.