Sidar Atasoy Ne kadar acımı belli etmemek için oldukça büyük uğraşlar versem de, belli bir süre sonra yüzümün buruşmasına engel olamıyordum. Ağrı kesici falan almadığım için acısını en derinden hissediyorum. Daha önce bir iki kez bıçaklanmıştım, o yüzden bu tarz şeylere alışıktım aslında ama... Yine de insan canı tatlıydı. Kızlar kahvaltı için işe koyulurken biz de soba işini halletmiştik. Bu esnada gözlerim masanın üzerinde olan bir nota takıldı. “Bu nedir Ferhat? Biri mi getirdi?” diye merak içerisinde sorarken Ferhat elindeki odunları sobanın kenarına bırakıp, olduğu yerde doğruldu ve gergince bana baktı. Bu gerginliğinden anladığım kadarıyla hiç hoş şeyler olmayacaktı. Yavaş yavaş ben de gerilmeye başlamıştım. “Dün gece sizden sonra Sultan’ın kafası attı ve ormana çıktı. Ben d

