TANITIM 2 "BAŞTAN ÇIKARMAK"

446 Words
“Ben artık gitsem iyi olur. Geç oldu.” Odanın sessizliği içimdeki düşüncelerimi dışa vurmamı sağlıyordu ve acilen bu odadan çıkmam gerekiyordu. O an öyle bir telaşa kapıldım ki; aklımın ucuna dahi gelmeyen bir adımla öne doğru yürüdüm. Bileğimin üstüne basmam ile ona doğru savrulmam bir oldu. İnce belime sarılan sıcak avuçları ile nefesim kesildi. Başım göğsüne çarparken kalbimin durduğunu hissettim. Yanaklarıma vuran sıcaklık, gömleğinin yakalarının yüzüme sürtünmesi ile daha da artıyordu sanki. Saçıma vuran sıcak nefesi hissetmem ile gözlerim irice açıldı. Siktir! Siktir! Telaşla geri çekilmek istediğim anda saçlarımın arasına vuran soluğu kesildi. Avuç içini bel boşluğuma yaslayıp beni kendine çekmesi ile donup kaldım. Ayak parmaklarım pahalı ayakkabılarının üzerine sürtündü. Beni kolaylıkla ayaklarının üzerine alırken, belimdeki kolu ile göğsümün gövdesine yaslanmasını sağladı. Gözlerim hızla bakışlarını yakalarken, içime çektiğim nefes ciğerimi söndürdü. "Ayaklarına, zarar gelsin istemem asistan" dedi, sesi fısıltı gibiydi ama dudaklarıma o kadar yakındı ki… nefesini hissettim. Gözlerimi kaldırıp ona baktım. Dudaklarımız arasında yalnızca bir nefeslik mesafe vardı. Burunlarımız neredeyse değiyordu. Gözleri gözlerimdeydi... elleri hâlâ bedenimin yakınındaydı. O an, içimdeki karmaşanın sebebini buldum. Bu adamın baştan çıkarıcılığıydı. Tehlikeliydi ama... aynı zamanda büyüleyiciydi. Ve ben ne yapacağımı bilmiyordum. Parmak uçlarım, gömleğinin açıkta kalan kısmına dokundu. Parmaklarımın altında yatan o sıcaklık beni titrettirdi. Gözlerine baktım. Soluğunu dudaklarının arasından çeneme doğru bıraktı; nefesinin sıcaklığı ile kaburgalarım acıdı. Midemden kasıklarıma doğru inen sızı ile allak bulak oldum. Aha önce hissetmediğim hislerin beni öldürmek için yarıştıklarını hissediyordum. İçimde bir alev vardı ve o alev her an tutuşup, yükseliyordu. Aslan Azhaf’ın kolu hala belime sarılıydı. “Oldukça beceriksiz bir asistanım var.” dedi gözleri kızıl saçlarıma değdiğinde. Yoğun bakışlarını altında parmaklarını yanağıma sürttü. Sıcak teması ile irkildim; bunu hissettiğinde parmak uçlarını usulca yanağımdan çeneme doğru düşürdü. Tüy gibi hafif dokunuşu içeride beni zehirli bir sarmaşık gibi sarıyordu. “Beceriksiz değilim.” “Öyle mi?” Çenemi tutarak gözlerimin içine baktı. Dudaklarından dökülen her kelimeyi not almam için konuşacak gibiydi. Benimle şeytanın elindeki kuklaymışım gibi oynayarak, dudaklarını dudaklarıma doğru yaklaştırdı. Gözlerim dolgun dudaklarına kaydı. Üst dudağı daha ince; alt dudağı daha dolgundu. Derisi kızarmış, ıslaklığı odanın ışığının altında parlıyordu. Onu öpmem için davetkarca duran dudaklarına baktım. Siktir, beni şimdi öpse sesim çıkmazdı. İyice arsız olmuştum ben! Aslan Azhaf, çenemdeki dokunuşunu sertleştirerek yüzümü yüzüne doğru kaldırdı ve aramızdaki boy farkını sıfıra indirdi. Dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdığı an duyduğum tek şey kalbimin sesiydi. Beni öpecekti. Kapının hışımla açılması, ortamdaki alev ışık hızıyla sönmesini sağlamasaydı eğer… "Amca, seninle bir şey konuşmam lazım." dedi bir ses. Donup kaldım. Gözlerimle kapıya döndüm. Başımı yana doğru üzerinden çevirdim. Çenem Aslan Azhaf’ın parmakları arasındayken gördüğüm yüz, başımdan aşağı kaynar sular dökülmesine sebep oldu. Kapıda duran Berk’ti. Eski sevgilim. Şuan kollarında olduğum adam ise, onun amcasından başka biri değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD