Kevin, söylediği gibi o gece ve ondan sonraki iki gece boyunca eve sabaha karşı dönmüştü. Onu beklediğimi düşünmesini istemiyordum ancak, genelde o geldiğinde televizyon karşısında uyuya kalmış oluyordum. Kevin'ın sessizce gelip üzerime aldığım battaniyeyle birlikte beni yatağıma kadar taşıması fikri sanırım hoşuma gitmeye başlamıştı. Yarı yolda uyansam bile, belli etmeden kısa süreliğine de olsa, onun kollarında olmanın tadını çıkarıyordum. Yerimde kim olsa, buna hayır diyemezdi eminim. Ev, Kevin olmayınca geceleri çok daha ıssız ve boştu. Farkında olmadan onun varlığına fazlasıyla alışmıştım. Ve koskoca evde tek başıma olma hissi beni birazcık ürpertiyordu doğrusu. Bu yüzden, sırf ses olsun diye televizyonda aptal bir program açıp, diğer yandan kulaklığımla müzik dinleyip bir yandan da

