"Benim olanı alacağım." Ekranda gördüğüm yazıyla, Miran donuk kaldım. Yatakta uyuyan Hilal’e dönüp baktığımda, öyle bir şey olabilir mi? Dudaklarımdan dökülen cümleyi beynim kabul etmek istemiyordu. Ahmet yaşıyor olamazdı, olmamalıydı. Kendime nasıl bahçe yaptım bilmiyorum. Aklıma ilk gelen, Şahin’i aramak oldu. Alo diyerek telefonu açtığında, hiç beklemeden sordum: "Ahmet yaşıyor mu?" "Ne diyorsun sen Welat? O da nereden çıktı?" "Bana bir mesaj geldi. ‘Benim olanı almaya geleceğim’ diyor. Sence bu ne için olabilir?" "Başka bir şeydir. Yani Ahmet benim arkadaşım dı, dostumdu. Böyle bir yalanı niye söylesin ki? Bizi geçtim, anası babası da acısını yaşadı." "Anlaşılan sen ihtimal bile vermiyorsun. Ama ben araştıracağım. Eğer öyle bir şey varsa, ben Hilal’i bırakmam bilmiş ol." "Saki

