Vincent at arabasının gelmesini beklerken kalbi heyecan ve korkuyla çarpıyordu. Elinde ki kitabı tutan parmakları sertleşmiş ve karısıyla eve vardığı zaman konuşacak olma düşüncesiyle rahatlamaya çalışıyordu. Gerçekten sevdiği kadını kaybediyor olamazdı değil mi. Oysa ki gözlerinde gördüğü bakış daha önce görmediği şekildeydi ve kalbinin korkuyla titremesine sebep olmuştu. Karısını konuştuğu süre boyunca izlemişti ve dudaklarında hasret gidermemek için kendisini çok zor tutmuştu. Tüm bu gece yaşananlar yaşanmasa Vincent belki de uzun bir süre daha Londrada kalacak ve karısından uzak durmaya devam edecekti. Bu gece bu gösteriye katılmayı düşünmese de Cecil çok istediği için gelmek zorunda kalmıştı. Aslında bu öne sürdüğü bahanesiydi. Eve gitmemek ve Karen ile yüzleşmemek için kendisine

