Keyifli okumalar
NAZ ERDEM
Gözlerimi açtığımda saat gecenin üçüydü. İçimi sıkan şeyler vardı. Yaşadıklarım yüzünden psikolojim alt üst olmuştu. Mehmet’in desteği olmasaydı ayakta duracak halim bile yoktu. Yataktan kalkıp mutfağa gidip dolaptan yiyecek çıkardığımda bahçede bir ses duyunca camdan dışarı bakmamla şoka girdim.
Hızlıca odaya koşarken Yüsra bana bakıyordu. Silahımı elime aldım. Oktay abi de operasyona gitmişti. Yüsra da silahı alıp gelirken halama çıkmaması için tembih ettim. Ateş etmeye devam ederken kapının sertçe çalmasıyla yutkundum. Burada sıkışıp kalmıştık derin bir nefes almıştım.
"Yüsra arka kapıdan çıkın."
"Sende gel."
"Yüsra dediğimi yap hadi acele et."
Halamla çıktığında kapının açılmasını beklemiyordum. Mermim bitmiş köşeye sıkıştım. Bu adamın kolunda dövme vardı. Uçakta gördüğüme benziyordu. Hatta kendisiydi. Başımın üstünde silah hissedince ona döndüm.
"Başkan bak aradığını bulduk."
"Demek ki öz annemi ve kardeşimi öldüren fahişe sensin."
"Ahh çok üzüldüm ya annesiz mi kaldın."
Saçımdan tutup çekmeye başlamıştı. Canım yanarken bacak arasına tekme attım. İki büklüm olduğunda yüzüme tokat attığında sinsi sinsi güldüm.
"Senin o kolunu koparıp götüne sokarım."
"Hadi ya nasıl yapacaksın bunu."
"Ananı bacını nasıl öldürdüysem öyle yaparım."
Boğazıma yapıştığında nefesim kesiliyordu iğrenç bakışları üzerime değmişti. Adamlarına işaret vermişti. Beni soymaya başlamıştılar ki direnmeye başladım. Başıma yediğim darbeyle gözlerim kapanmıştı.
Yüzüme yediğim suyla uyandığım da üç kişi başımda bekliyordu. Saçımdan tutup çekene bakıyordum. Yüzlerine baktıkça midem bulanıyordu. Derin nefes almak isterken hayatım daha çok boka batıyordu.
"Bak bak küçük askercik."
"Askercik mi? kaç kişi bu askerin elinde öldü. Kardeşin annen de dahil."
"Evet haklısın bunun bedelini ödeyeceksin."
Derin nefes alırken bir anda kahkahayı atmıştım. Bu salaklar hala Türk ordusunun gücünün farkında değildi.
"Duyduğuma göre sizin tek korktuğunuz askeri ordu bordo bereli."
Bakışları bana dönerken yutkundu. Nereye kaçarsa kaçsınlar Türk ordusu onları bulacağını biliyordu. Derin nefes vermişti. Yüzüme sırıtarak gülmüştü.
"Seni altıma alıp becerdiğim zaman göreceksin."
"Bana bak oruspunun evladı beni arkandaki sürtükle karıştırma gebertirim seni."
"bak bak nasıl olacakmış o dediğin."
"Ölenlerin sonunu öğren de gel."
Adını bilmiyorum ama bunun da elimde öleceği belliydi. Aklım halam da kalırken karşıma çıkan kadına bakmıştım. Saçımdan tutup çekerken yüzüme vurmaya başladı.
"Oruspu ha göreceksin kim oruspu."
"Senin gibi oruspu değilim bir daha bana dokun ecdanını sikerim kahpe."
Sesin gelmesiyle geri çekildi. Derin nefes aldığımda kaçmanın yolunu bulmaya çalışıyorum. Burada çok ağır bir koku vardı. Akşam karanlığı hala duruyordu. Hayatımın düzene girdiğini görmedim.
Gecenin sessizliği devam ediyordu. İçim daralmaya başladığında etrafa baktım. Ama elime geçecek bir şey de yoktu. Tam o anda beni kaçıranlar lideri beni çözüp dışarı çıkardı. Askerler etrafımızı sarmıştı ki Mehmet’in bakışları bana döndü.
Oktay abi de dehşete düşmüştü. Mehmet’in kolundan tutup çekti. Oktay abi öfkeyle bağırdı.
"Kobra bırak kızı teslim olun."
"yaklaşmayın yoksa öldürürüm."
"Bok öldürürsün."
Saçımdan çekerken Mehmet’i zor tutuyorlardı. Oktay abinin ilk defa endişeli bakışları bana dönmüştü. Çaresiz kalmıştılar bunu gözlerinde görmüştüm. Ama bilmedikleri tek şey ben babamın kızıyım kimseden korkmam ve asla da pes etmem.
Adı kobra ama asıl kobra kim görecekti. Kolumdan çeke çeke götürmeye çalışıyordu.
"Sakın gelmeyin yoksa kız ölür."
Mehmet kendini zor tutmuştu. Oktay abi onu tutuyordu. Her an bir delilik yapmasına engel olmak için elimle işaret verdim. Sakın olmalarını istemiştim. Çünkü bende bir askerdim. Arabaya bindirip hızla uzaklaştı. Dağlık alanda olmadığı için kolay kaçıyordu.
"Seninkiler bir bok yapamadı."
"Üzüldün mü, onların yerine ben yapacağım."
Bir kahkaha atmıştı. Beni ciddiye almıyorlardı. Bir yerde durunca beni sürükleyerek indirdiler. Sakin olup etrafa bakmaya çalışıyorum. Kobra iti bana bakıyordu.
"Boşuna bakma nasıl olsa öleceksin."
"Kim, kimi öldürecek göreceğiz bakalım."
"Bayılıyorum siz kadınlar her şekilde ayakta duruyorsunuz ama biz erkekler daha güçlüyüz."
Söyledikleri karşısında bir anda kahkahayı atmıştım. Erkeklerin hepsi aynı kendini güçlü sanması ne kadar komikti.
"Zavallı siz erkekler sadece bir mahluksunuz biz kadınlar olmadan hiçsiniz."
"Öyle mi, dersin bana diklenmenin cezasını altıma girerek ödeyeceksin."
Daha çok gülmeye başladım. Bana artık deli gibi bakıyorlar. Sinsice baktığımda kaşını kaldırdı. Olayı anlamaya çalışmıştı.
" Bunu deneyen çok oldu. Ama hepsi aletinden oldular."
Bakışları alayla bakmıştı. Bana inanmıyordu. Yanındaki kadın kulağına ne söylediyse geri adım atmıştı. Sanırım benim yaptıklarımı söylemişti. Korkunun ecele faydası olmadığını o da biliyordu. Dizimin dibinde bir cam parçası duruyordu. Onlara fark etmeden cebime koymaya çalıştım.
"Gel seninle anlaşma yapalım."
Bakışlarım ona dönmüştü. Yine hangi saçma fikri söyleyecekti. Merakla beklerken tam karşımda diz çökmüştü. O an bir şey fark ettim. Alnının ortasından kırmızı ışık belirtmişti. Uzakta bir yerde keskin nişancı olmalıydı. Dikkatimi ona verdiğim de gülmeye başladı. Eliyle yanağımı okşadı.
"Bize katıl istediğin zenginlik senin olsun karım da olabilirsin."
"Senin gibi vatanımı şerefimi satacağıma ölürüm daha iyi."
"Peki sen bilirsin güzelliğine yazık olacak."
Çenemi bırakırken ayağa kalktığı anda alnın ortasından vuruldu. Arkasında kim varsa hepsi aynı anda kaçmaya çalışıyordu. Derin nefes verdiğim de Mehmet yanıma koştu. Kollarımı çözerken ona sarıldım.
"korkmadın değil mi?"
"Mehmet ben Türk askeriyim neden korkayım."
"Biraz kork be kadın sendeki bu cesaret korkusuzluk kimse de yok anasını satayım."
Sesin gelmesiyle Oktay abi yanıma geldi. Bakışları bana dönerken gülümsedi. Yaram falan yoktu. Derin bir nefes alırken o da bana korktuğumu söylemişti. Artık sabrım taşıyordu.
" Ya ben Türk askeriyim neden korkayım bir daha aynı şeyi diyen olursa vururum."
"Tamam sakin ol bir şey sormadık say."
İkisine de ters ters bakıp yürümeye başladım. Anlamıyorum ki sırayla mı, geliyorlar. Hepsi aynı anda beni çıldırtmak için uğraşıyorlar. Aklımda halam ve Yonca kalırken helikopterin sesi yankılanmaya başladı. İnişe geçerken bindiğim zaman tim arkamdan bindi.
"Halam ve Yüsra nerede?"
"Güvenli yerde merak etme."
Derin bir nefes alırken askerin bakışları bana dönerken gülümsedi. Bana sanki bir şey soracaktı ki Mehmet’in korkusundan soramıyordu.
"Yaman ne diyeceksen söyle."
"Naz komutanım vallahi rekor kırdınız hep sizi kurtarmak için harekete geçiyoruz sonra bakıyoruz ki hepsinin soyunu kuruttunuz."
"Yaman."
Mehmet onun geveze olduğunu söylemişti. Ama bu dediği doğruydu. Gerçekten de rekor kırdım. Yaman tekrar lafa atladı. Ağzından hiç çıkmayacak cümle çıktığında şaşkınca bakıyordum.
"Komutanım siz demediniz mi?"
"Neyi?"
"Naz yerinde durmuyor sürekli kurtarmak zorunda kalıyoruz."
Bakışlarım ona dönmüştü. Mehmet’in bakışları da Yaman'a öfkeyle bakmıştı. Başımı sallayıp ona bakarken kaşımı kaldırdım.
"Demek ki beni kurtarmak sana zor geliyor."
"Gülüm bak ona bakma zevzek işte."
"Mehmet seninle sonra görüşürüz."
Helikopter iniş yaparken önce ben indim. Mehmet’in gür sesini duyunca öfkeyle baktım. Yaman'a hemen cezayı kesmişti. Karargaha girip komutanın odasına geldim. Halam ve Yüsra burada bekliyordu. Halam bana dolmuş gözlerle bakmıştı.
" Naz yavrum benim oh şükürler olsun ki iyisin."
"Halacım çok iyiyim."
"Komutanım sizden rica ediyorum başıma bir şey geldiği zaman Mehmet gelmesin nasıl olsa bıkmış."
"Onun bıkma gibi hakkı yok mesleği seçtiyse yapmak zorunda."
Başımı sallarken derin bir nefes almıştım. Askerler bizi güvenli eve bıraktılar. Her yerde asker vardı. Yüsra kendini koltuğa atıp nasıl kaçtığını anlattı. Derin bir nefes alırken gözleri doldu.
" Annemi esir aldılar. "
" Ne diyorsun sen nasıl? "
" Naz bağırma annem onu doğduğuna pişman etti."
"Sen ne anlatıyorsun anlamadım."
Yüsra bana bakıp aniden kahkaha atmaya başladı. Odaya giren halam ona döndü. Ne olduğunu bile anlamazken halam ayağındaki terliği fırlattı.
"Kız ne gülüyorsun?"
"Anne hatırlasana onları nasıl pişman ettin."
"Benim üç asker evladım var tabii ki pişman edeceğim."
"Naz annem teröristleri terlikle dövdü. İnanabiliyor musun?"
Şoka girmiştim. Hayatımda ilk defa böyle bir şey gördüm. Halam inanılmaz kadındı. Ama bu kadarını beklemiyordum. Yüsra gülmekten altına kaçıracaktı. Küçüklükten beri bu huyu vardı. En son kendine gelirken lavaboya koşarak gitmişti. Bende odaya gitmek için ayaklandım.
Önce bir duş almak için banyoya girdim. Sıcak su bedenimi ıslatırken yaşadıklarım gözümün önünde canlandı. Bir zamanlar benim çok güzel ailem vardı. Ama şimdi yapayalnızım yanımda kimse yok gözlerim doldu. Derin bir nefes almaya çalışıyordum. Gözlerimi kapatayım uyandığım zaman hepsi kabus olsun istedim.
Ama hepsi gerçekti. Ben Üsteğmen Naz Erdem Şehit edilen gururlu bir askerin kızıyım. Benim canımı yakan kim varsa hepsi aynı anda cezasını çekecekti.
Bölüm sonu..