Keyifli okumalar
NAZ ERDEM
Uçağa bindiğimde sevdiğim adama el salladım. Acilen operasyon için çağırdılar. İçimde bir boşluk vardı. Ne olduğu belli değildi. Derin bir nefes alırken yanıma bir adam oturmuştu. Yüzünde garip bir gülümseme kolları dövme doluydu. Gözleri bana bakınca önüme döndüm. Uçak yarım saat sonra iniş yaptığında beni bekleyen timin yanına geldim.
"Hemen gidelim."
"Komutanım bir sıkıntı mı oldu?"
"Bilmiyorum dövmeli adam gördüm tuhaf."
Araca binerken benim yerime gelen askerin şehit olduğunu duydum. Boğazımda bir acı belirince nefes almaya çalıştığımda karakol komutanı bana bakıyordu. Beni anlamıştı ki babamı o da tanıyordu. Durumu anlatırken şaşkınca bakıyordu.
" Demek ki öz anneni öldürmüş."
"Evet hatta ikizim varmış onu da kurban etmiş."
"Senin için zor biliyorum ama dayanmak zorundasın."
Derin bir nefes alırken karakolun önünde durunca araçtan indiğimde askerler bana bakıyordu. Hayalimdeki mesleği yapmak için mücadele etmiştim. İçeri girdiğimde komutanın odasına geldim.
"Hoşgeldin Üsteğmen Naz Erdem."
Selamı verdiğimde oturmam için işaret vermişti. Bana operasyon detaylarını anlatmıştı. Başıma gelenleri biliyordu. Sahadaki time destek olmam gerekiyordu. Odadan çıkarken şaşkınca bakıyordum. Gözlerim hayal görmüş olabilir mi?
" Yüsra. "
Bakışları bana dönerken gülümsedi. Yanıma geldiğinde gözlerime inanamıyorum halamın kızı asker olmuştu. Derin bir nefes alırken hala şoka girmiştim.
"Yüsra sensin inanmıyorum sana burada ne arıyorsun?"
"Asıl sen ne yapıyorsun canım."
"Acilen çağırdılar beni o kadar yalnız kaldım ki."
"Anneme haber vereyim sana ulaşamadık hem abim de merak etmişti. Üstümü değiştirip hemen onunla çıktım. Araca binerken yaptığı operasyonu anlatmıştı. Oktay abi de nişanlanmıştı. Evin önünde durunca valizi aldığında kapının önünde durduk zili çaldı. Halamın sesini duyduk.
"Yine almadı anahtarı bu kız beni delirtecek."
Kapıyı açtığında şaşkınca bakıyordu. Beni görünce gözleri doldu. Ona sarılıp ağlarken saçlarıma öpücük kondurdu. Oktay abi çıkarken o da şaşırdı. Ona sarılıp nişanlısı Nazan tanıştım.
"Kınalı kuzum benim neredeydin?"
"Hala sana o kadar ihtiyacım var ki."
Gözyaşları içinde ağlarken başıma gelenleri anlattım. Bacağımda yara olduğunu o kadının yaptıklarını anlatırken boğazım düğümleniyordu. İçim daralmaya başladığında derin bir nefes almıştım.
"Hala ikizim var onu kurban etmişler."
"Allah onun belasını versin sana ettikleri yanına kalmasın."
Yemeğe geçerken onun yaptığı yemeği özlemişim. Kalacak yer olmadığı için halamın yanında kalacaktım. Oktay abi bana bakıyordu. Belli ki çok kızmıştı. Kapının çalmasıyla bakmak için giderken Mehmet’i görmemle şoka girdim.
" Mehmet senin ne işin var? "
"Sana ulaşamadım delirdim ya kafayı yedim."
"Sakin ol iyiyim sen neden endişe ediyorsun?"
Derin bir nefes alırken gözlerim ona korkuyla bakıyordu. Bir şey olduğunu anlamıştım.
"O kadın hain karı kızıyla birlikte kaçtı."
"Sen ne söyledin?"
"Askeri araca saldırdılar. Hepsini şehit etmişler senin peşindeler."
Kulağımda çınladı. Hepsini şehit etmişler. Daha kaç anne, babanın yüreğine ateş düşecekti. Kaç çocuk babasız kalacaktı. İçimde bir acı vardı ki geçmiyordu. Oktay abi ona döndü.
"Nasıl bir karaktersiz kendi ülkesine ihanet etmiş."
"Komutanım Naz’ın peşindeler."
Oktay abim Binbaşıydı. Mehmet onu tanımıştı. Halam çay ikram etti. Ama o içemedi. Gözlerine baktığımda başka bir şey vardı. Sevdiğim adamı tanırdım.
"Mehmet sende başka bir şey var."
"Naz söylemem lazım ama nasıl diyeyim bilmiyorum."
"Mehmet korkutma beni ya."
"Yeliz ve Giray şehit oldu."
Duyduklarım doğru olamazdı. İkisinin de şehit olduğunu söyledi. Gözyaşlarım akarken bir an nefes alamadım. Yeliz'in hayalleri vardı. Daha evlenip gelinlik giyecekti. Bu kadar kolay mı?
"Hayır... Hayır söyleme bana öldüler deme daha düğünleri olacaktı."
"Yetişmeye çalıştım ama olmadı. Önümü kestiler en yakın arkadaşımı şehit ettiler."
"Sevdaları yarım kaldı."
"Ne demek yetişemedim. O kadar timin vardı. İkisi de yalınız kaldı. O benim arkadaşım kardeşim olmuştu."
Kalbim o kadar acımıştı ki bu hayatta bana dost olmuştu. Ama onu da benden kopardılar. Gözyaşlarım akmaya başladı. Oktay abi beni tutup kendine çekmişti. Nazan abla bana sarıldığında hıçkırıklarım arttı.
"Sevdaları mahşere kaldı. Bana aldığı gelinliği gösterecekti."
"Vatan Sağ ol canım şehadet şerbetini beraber içecekler."
"Naz metanetli olmak zorundasın. Yapman gereken tek şey göreve odaklanman."
Görev ben onu unuttum. Zaten beni onun için çağırdılar. Yeliz'in yokluğuna nasıl alışacaktım. Yanımda durup bana her zaman destek olmaya çalışıyordu. Yüsra yanıma gelirken Nazan abla saçımı okşamıştı.
" Onu çok özleyeceğim keşke yanında olsaydım. "
" Yeter kalk ayağa unutma ki sen Türk askerisin. Onların intikamını almak zorundasın."
"Haklısın zaten bu yüzden çağırdılar. Kaçtıysa başka planları olmalı."
"Mehmet sana demedi mi? onlar senin peşinde."
Halam odaya girdiğinde bana şaşkınca bakıyordu. Derin nefes verdiğinde yanına oturmam için işaret vermişti. Bana aslında ikizim olmadığını söylemişti. Ama bu nasıl olur.
"Öz annen doğum yaparken ebe yanındaymış kızım sen ve ablandan başka kimse yok. "
Gözlerim dolmuştu. Ablamın eksikliği içimi yakıyordu. Oktay abinin bakışları bana dönmüştü. Derin nefes aldı. Yüsra yanıma gelirken kapının çalmasıyla bakmak için gitmişti. Gelenlere şaşkınca baktım.
" Abla... Sen? "
Hayır.. İnanmak istemiyorum. Ablam ölmüştü. Onu ben görmüştüm. Nasıl yani yaşıyor muydu? gözlerim yavaştan karardı. Tutunacak yerde bulamayınca kendimi karanlığa bırakırken Mehmet beni tutmuştu.
"Naz uyan güzelim korkutma beni ya."
"Derya abla aniden gelinir mi?"
"Yüsra korkuyorum ya o kadın yine zarar verecek."
"Bismillah."
Gözlerimi aniden açtığımda bana korkuyla bakıyordu. Yatakta oturur pozisyonda ona döndüğümde hepsi aynı anda bana bakarken derin bir nefes almıştım.
"Sen yaşıyorsun bana söylemedin değil mi?"
"Naz bana değil sevgiline kızacaksın o engel oldu."
Mehmet’in yüzüne ters ters baktığımda bakışlarını başka yere çevirdi. Oktay abi kulağına bir şey söyledi.
"Başka tarafa doğru değil yüzüme bak sen ablamı neden saklıyorsun benden."
"Naz onların güvenliği için bu gerekliydi."
"Sen bana güvenmiyor musun?"
"Öyle değil işte bak olaylar olmadan önce planlanmış bunlar şimdi senin peşindeler."
Tam o sırada bebek ağlama sesi bana geliyordu. Eniştemin kucağında minik bir bebek ablamın bebeği gözlerim doldu. Bakışlarım ona dönmüştü. O kadar tatlıydı ki insan bakmaya kıyamıyordu.
" Adını ne koydunuz? "
" Adını Nazlı koyduk seninle uyumlu olsun istedik."
Eniştem kucağıma verdiği zaman yatağa geçip oturdum. Gözleri boncuk boncuk bana bakıyordu. Ellerine öpücük kondurdum. Halamın sesini duydum.
"Maşallah kızıma ne güzel yakıştı darısı başına inşallah."
Yanaklarım kızardı. Mehmet’in bakışları bana dönerken göz kırptı. Ablam ikimiz arasındaki bağı biliyordu. Derin bir nefes alırken Nazlı ağlamaya başladı. Kucağımdan aldığında odadan çıktı. Salona geldiğinde bende mutfağa gittim. Yüsra bana üzgün bir şekilde bakıyordu.
"Biliyorum üzülüyorsun vatan uğruna şehit oluyoruz."
"Yokluğu o kadar belli ki onu özleyeceğim."
Mehmet’in bakışları bana döndü. Derin bir nefes alırken sandalye çekerek oturmuştu. Ona da ayrı kızgınım o kadar timi vardı. Yollamak bu kadar zor değildi.
"Naz seni neden çağırmadılar."
"Üzgünüm söylemem gizli görev sonuçta."
"Naz bende askerim unutuyorsun?"
"Olabilir ama bu sana anlatacağım anlamına gelmiyor."
Bakışları yanımda duran Yüsra'ya kaydı. O da bilmediği için omuz kaldırdı. Oktay abime soracaktı. Ayağa kalkarken gideceği anda arkasından seslendim.
"Mehmet boşuna uğraşma o da sana diyemez çünkü benim komutanım o değil."
"Bilmeye hakkım yok mu?"
"Senin görevin kendine benim görevim kendime."
Salona geçerken Mehmet bana surat yapmıştı. Ablam kızını uyutmuş bana başına gelenleri anlatmıştı. Oktay abi bana bakıyordu. Kaşını hafiften kaldırdı.
"Sizin neyiniz var?"
"Gizli görevimi sordu. Söylemediğim için tavır yapıyor."
Başını salladığında bakışları ona döndü. Ona da benim dediğimi söylemişti. Bir kaç gün burada kalacaktı. Timi de yanında gelmişti. Bu kadın aileme zarar vermeden önce onun yakalanması gerekiyordu. Akşam karanlığı basarken Mehmet çıkmıştı.
" Hala içim acıyor bazen çok yoruluyorum öz annemi merak ediyorum."
"Senin annen güzel bir kadındı. Savcıydı insanlar ondan korkardı. Baban onun asi duruşuna aşık olmuştu."
Çekmeceden fotoğrafı bana gösterdi. Gözlerim dolarken ona ne kadar benzediğimi fark ettim. Derin bir nefes alırken göğsüme sakladım. O kadın hayatımı elimden çalmıştı. Peki babam bunu neden saklıyordu.
" Hala babam neden sakladı. "
" Bunu gerçekten bilmiyorum senin bulman gerek."
Odadan çıktığında yatıp dinlenmemi söylemişti. Ablam yanıma geldiğinde ona sarılıp ağladım. Küçükken de böyleydi. Ne zaman ağlasam yanımda olurdu. Saçlarımı okşarken gözlerim kapanıyordu. Sabah erkenden kalkıp operasyon için hazırlık yapmam gerekiyordu. Bir müddet sonra kendimi uykuya bıraktım.
Sabah saat 05:00
Sabahın erken saatlerinde alarm çaldı. Hemen kalkıp banyoda rutin işlerimi hallettim. Üstümü değiştirip hemen giyinip çıkarken halam namaza kalkınca bana şaşkınca bakıyordu.
"Kızım sen nereye gidiyorsun?"
"Hala göreve gidiyorum."
"Rabbım seni korusun dikkat et kendine."
Evden çıkarken kapının önünde bekleyen Mehmet’in bakışları bana döndü. Araca bindiğim zaman beni karakola bırakmıştı. İçimde her zaman ki gibi sıkıntı vardı. Beni salmayan o sıkıntılar. Aracın durmasıyla hızlıca içeri girdim. Toplantı odasına geldim.
Komutanın bakışları bana dönerken gülümsedi. Derin bir nefes alırken haritadaki yerleri bana göstermişti. Bana verilen emir yerle bir et hemen kalkıp jet uçakların olduğu yere kadar geldim. Heyecandan derin bir nefes almıştım. Uçağa binmeden besmele çekip çalıştırıp çıkardım.
"Rüzgar sakin gazamız mübarek olsun."
Uçağı havalandırdığım zaman yola çıktım. O dağları sizin mezarınızı kazacağım verilen koordinasyona gelirken kulağımda ateş emri gelmişti. Hepsini ateş etmiştim. Her yer darma duman olmuştu.
"Kartal 9 görev tamamlandı."
"İyi iş çıkardın üsse dönebilirsin."
Sesin gelmesiyle uçak sarsılmıştı. Hızlıca aşağı düşmeye başladığında kemerimi açmaya çalışıyorum.
"Kartal 9 düşüş yaşıyorum."
Hızlıca düşmeye devam ediyordu. Bağlantı koptu. Koltuğun altında tuşa basınca paraşütle atlamak zorunda kalmıştım. Beni fark etmeden saklanıp üsse ulaşmam gerekiyordu.
Silah sesleri uzaktan yankılanırken kaçacak yer aradım. Yanımda fazla mühimmat olmadığı için saklanmaktan başka çarem kalmadı.
"Üsteğmeni bulun onu diri istiyorum."
Bu sesi tanıdım. Neslihan iyi oyun oynamıştı. Ama asıl oyunu ben oynayacaktım. Her yerde beni arıyorlardı. Her adamına bir kurşun yeterdi. Nişan alırken tek tek indirdim. Tek başına kalmıştı. Yanında sadece altı kişi vardı. Karşısında durunca sinsice gülmüştüm.
"Naz."
"Üsteğmen Naz Erdem."
"Demek sendin o mağaraları dağıtan."
"Sen güzel oynadın benimle ama asıl oynu ben oynarım."
Gözlerine bakarak üzülmüş gibi yaptım. Onlar bana acımadı. Bende ona acımayacaktım. Alnın ortasına doğru sıktığımda yere yığıldığında yanına geldim. O can çekişirken diz çöktüm.
"Oyunu kazanan belli Türk ordusu."
Herşeyin bir bedeli vardı. Onlar kendi vatanına milletine ihanet etmişti. Bunun affı olmazdı. İntikamı acı olurdu. İşte bu Türk ordusunun gücüydü...
Bölüm sonu...