İki buçuk ay geçmişti Yusuf’un cezaevine girişinin üzerinden, iki ay geçmişti Elif’in onun evine yerleşmesinin üzerinden, ve bu iki ay öyle ağır öyle yavaş geçmişti ki sanki zamanın kendisi durmuş, sadece günler birbirine ekleniyordu ama hiçbir anlam taşımıyordu, sadece sayılardı takvimde, sadece çizgilerdi defterde, sadece bekleme, sadece bekleyiş, sadece hayatın askıya alınışıydı. Elif artık o ilk günlerdeki telaşı, korkuyu bile kaybetmişti, çünkü korku bile bir süre sonra yoruyordu insanı, sürekli tetikte olmak, sürekli kulak kabartmak, sürekli pencereden sokağı izlemek, her adım sesinde irkilmek, her kapı çalışında donmak, bunlar insanı bitiriyordu, ve Elif bitkin düşmüştü, artık sadece otururken bile yorgun hissediyordu kendini, sanki vücudunun her hücresi ağırlık taşıyormuş gibi, sa

