Zehra kapı eşiğinde dikiliyordu. Gözleri önce Azad’a sonra masanın üzerine yayılmış haritalara kaydı. İnce dudaklarında zehirli bir gülümseme belirdi. “Siz hayırdır?” dedi sesi tiz ve yapay bir tatlılıkla. “Ne konuşuyorsunuz bu saatte fısır fısır? Kardeşine gece ders mi veriyorsun Azad? Yoksa…” Gözlerini Havin’in bileğindeki gümüş bileziğe dikti. “…başka ‘konular’ mı var gündeminizde?” Azad hızla toparlandı. Haritayı katlayıp cebine soktu. Yüzünde hiçbir şey olmamış gibi sakin bir ifade takındı. “Havin’in durumuyla ilgili konuşuyorduk. Cemal’in gelmemesi onu üzmüş. Teselli etmeye çalışıyordum.” “Öyle mi?” diye çıkıştı Zehra bir adım içeri atarak. “Teselli etmek için harita mı açılır? O neyin haritası öyle? Maden haritası mı?” Gözleri Azad’ın cebine dikilmişti. Havin ayağa kalktı. Kalbi

