Şirketin geniş camlarından, şehrin hareketli caddesini seyrederken Azad’ın zihni her zamanki gibi, karmaşık ve ağır düşüncelerle doluydu. Havin’den uzak durmaya çalıştığı bu bir hafta, onun için bir işkenceden farksızdı. Onu her gördüğünde içini yakan bir özlem, her kaçamak bakışta büyüyen bir suçluluk... Ve bunların üzerine, Zehra’nın karnındaki çocuğun yarattığı ağır sorumluluk duygusu. O çocuk... kendi bilinçsiz hatasının sonucuydu. Zehra ile olan tek bir gece, hayatını mahvetmişti. Tam derin bir iç çekip masasındaki evraklara dönmek üzereyken, kapı sert ve otoriter bir şekilde çalındı. Sekreterinin, “Azad Bey, dedeniz geldi,” diye titreyen sesinden önce, kapı zaten açılıyordu. Azad, hızla ayağa fırladı. Kapıda, siyah bir pardösü giymiş, elinde gümüş başlı bastonuna dayanmış, dik duru

