Sabahın soluk gri ışığı, perdelerin arasından sızarak odaya dolmaya başladığında, Azad hâlâ uyanıktı. Bütün gece, Havin’in nefes alışını, ateşinin tekrar yükselip yükselmediğini dinlemiş, en ufak bir kıpırtısında hemen ona dokunmuştu. Havin, sonunda derin ve iyileştirici bir uykuya dalmıştı. Alnı serindi, nefesi düzenliydi. Azad, yavaşça yataktan kaydı, üzerine bir şeyler giyindi. Ona son bir kez baktı, yorganı düzeltip alnına bir öpücük kondurdu. “Dinlen,” diye fısıldadı. “Ben işimi bitirene kadar.” Koridorda, Zehra ile karşılaştı. Zehra sabah kıyafetleri içinde, elinde boş bir çay bardağıyla mutfağa gidiyordu. Onu görünce, ince kaşlarını kaldırdı. “Vay, erken kalkmışsın. Yoksa yine hasta hemşireliğine mi gidiyorsun?” Azad, yüzünü hiçbir duygu belirtisi göstermeyen bir maskeye dönüştürd

