Kendisine gelmek için dayanamayıp banyoya girdi. Soğuk suyu açıp altına oturdu Duşakabinin camı buğulanmıştı, ama Havin suyun altında o kadar hareketsiz duruyordu ki, buğu bile onun beden hatlarını tam örtemiyordu. Buz gibi su omuzlarından aşağı, bir şelale gibi akıyordu. İlk temas anında nefesi kesilmiş, vücudu ürpermeye başlamıştı. Ama bu fiziksel şok, içindeki derin, sızlayan acıyı bastırmak için hoş geldi. Gözleri kapalıydı, yüzü yukarı dönüktü, su damlaları gözyaşlarıyla karışıp çenesinden aşağı süzülüyordu. Nefesi, hıçkırıklarla kesiliyor, boğuk sesler çıkarıyordu. “Allah’ım...” diye fısıldadı, sesi suyun şarıltısına karışarak. “Ne zaman... ne zaman mutlu olacağım ben? Ne zaman sevdiğim insanla... güneşin altında, kimseden korkmadan yürüyebileceğim?” Ellerini yüzüne kapattı. “Neden

