O sırada, Azad’ın çalışma odasının kapısı hızla açıldı. Azad, gürültüyü duymuştu. Koridora çıktığında gördüğü manzara karşısında kaşları çatıldı. Hızla yanlarına geldi. Yüzünde Havin’in hiç beklemediği bir şey vardı: Endişe. Gerçek, samimi, derin bir endişe. “Zehra!” dedi Azad, sesi alçak ama gergindi. Hemen yanına çöktü, Havin’i hafifçe kenara iterek. İki parmağını Zehra’nın boynuna götürdü, nabzını kontrol etti. Sonra yüzünü avuçları arasına aldı, hafifçe salladı. “Zehra! Uyan! Ne oldu sana?” Havin, Azad’ın bu tepkisi karşısında şaşkınlık içinde donup kaldı. Endişeleniyor? Onun için gerçekten endişeleniyor? İçinde, kıskançlık ve kafa karışıklığı karışık bir duygu kabardı. Azad, Zehra’dan nefret etmiyor muydu? Onu parası için kullandığı içins evmiyor sanıyordu. Peki şimdi bu şefkat, bu

