Azad’ın kolları, sarhoşluğun ve tutkunun verdiği gevşeklikle Havin’in belinde gevşemişti. Nefesi Havin’in ensesinde daha düzenli, daha derin çıkıp giriyordu. Yoğun duygu ve alkol dalgası geçmiş, yerini ağır, huzurlu bir yorgunluğa bırakmıştı. Havin onun bu sakin halini hissedince, kendi içindeki fırtınanın da dinmeye başladığını fark etti. Bedenleri hâlâ birbirine yapışıktı, Azad’ın son damlaları hâlâ içinde sıcak bir ağırlık olarak duruyordu. Orada bulunan eski koltuğun kadife kaplaması tozlu ve eskimişti, ama Havin için şu an dünyanın en güvenli yeriydi. Azad’ın kalp atışlarını sırtında, kendi kalp atışlarıyla aynı ritimde hissediyordu. Gözlerini kapadı. Keşke zaman dursa, keşke bu bodrum katından hiç çıkmasalar, keşke dışarıdaki gerçeklik diye bir şey olmasaydı. Azad hafifçe kıpırdan

