AYÇA’NIN ANLATIMINDAN
Bazı insanlar vardır…
İki güzel cümle kurar, bütün gününüzün içine eder.
Mert Üsteğmen tam olarak öyle bir adamdı.
“Sen yetersiz biri değilsin.”
Alt tarafı bir mesajdı. Ama ben o cümleyi gün içinde yaklaşık kırk kere falan düşündüm.
Sabah uyandığımda bile aklımdaydı.
Annem mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Ben ise sandalyede oturmuş, elimde çay bardağıyla duvara bakıyordum.
Annem beni birkaç saniye izledi.
“Hayırdır?” dedi sonunda. “Yoksa bizim üsteğmen yine bir şey mi dedi?”
Başımı kaldırdım.
“Anne siz askerler arasında gizli telepati falan mı var?”
Güldü.
“Yüzünden belli oluyor kızım.”
Of. Şu yüzüm bir gün beni mahvedecek.
Telefonuma baktım. Mesaj yoktu.
Yani ben niye bakıyordum ki zaten? Sanki adamın başka işi gücü yok, oturup bana yazacak.
Tam telefonu bıraktım, bildirim sesi geldi.
Kalbim anında hızlandı.
Mert.
“Bugün ne yapıyorsun?”
Mesaja yaklaşık on saniye boş boş baktım. Sonra kendimi toparlayıp havalı bir cevap yazmaya çalıştım.
“Dünya barışını sağlayacaktım ama sana vakit ayırabilirim.”
Mesajı attım. İki saniye sonra pişman oldum.
Ayça… Niye böylesin?
Ama cevap gelince istemsizce sırttım.
“Zor bir görevmiş. Yardım ister misin?”
Bu adam mesajlaşırken niye hafif gülümsüyormuş gibi hissettiriyordu?
Ben cevap yazmaya çalışırken bir mesaj daha geldi.
“Hazırlan. Seni bir yere götüreceğim.”
Bir anda dikleştim.
Ne? Nereye? Niye? Allah’ım sakin ol Ayça.
“Hangi sıfatla?” diye yazdım.
Bu sefer cevap biraz geç geldi.
“Henüz bir sıfat bulamadım.”
Kalbim… Gerçekten bu adam yüzünden bir gün iflas edecek.
Telefonu bırakıp mutfağın içinde birkaç tur attım.
Annem kaşını kaldırdı. “Ne oldu?”
“Mert beni bir yere çağırıyor.”
Annem sanki yıllardır bunu bekliyormuş gibi sakin şekilde çay karıştırdı.
“Ee git.”
“Anne adam üsteğmen!”
“E ne yapalım kızım? General olmasını mı bekleyelim?”
Kahkaha attım istemsizce.
“Ne giyeceğim ben?”
Annem beni baştan aşağı süzdü.
“Normal bir şey giy.”
“Anne erkekler ‘normal’ dediğinde bile her detayı fark ediyor.”
“Yok kızım,” dedi ciddi ciddi. “Hoşlanan erkek fark ediyor.”
…
Ben bugün neden utanıp duruyordum?
Yaklaşık kırk dakika dolabın önünde kaldım.
Bir kıyafet giydim. “Çok uğraşmış gibi.”
Diğerini giydim. “Çok salaş.”
Bir diğerini giydim. “Bu da evlenme teklifi alacakmış gibi.”
En sonunda sade bir kombin yaptım.
Tam hazırlanıp çıktığım sırada telefon çaldı.
Mert.
Derin nefes aldım açmadan önce.
“Alo?”
“Saatlerdir hazırlanıyor olma ihtimalin var mı?”
Şok içinde kaldım.
“Nereden bildin?”
Güldü.
O ses… Allah’ım o adam neden gülerken insanın kalbi yumuşuyor?
“Çünkü seni tanımaya başladım Ayça.”
Bir saniye sustum.
Bu cümle fazla güzeldi.
“Hadi aşağı in,” dedi sonra. “Bekliyorum.”
Camdan baktım.
Arabasının yanında durmuştu. Kolları cebindeydi. Başını hafif kaldırıp bizim pencereye baktı.
Ve ben… O an sebepsiz yere gülümsedim.