Defne, kadın doğum doktoruna gitmek için hazırlanıyordu. Randevu saatine daha vardı ama yerinde duramıyordu. Elleri titriyordu. Elini çantasına atıp telefonunu çıkardı, sonra yeniden yerine koydu. Aynı hareketi birkaç kez tekrarladı. Kalbi sıkışıyordu. Bu sabah biraz kahve içmeye çalışmıştı ama boğazında düğüm vardı. İçememişti. Bugün o günüydü. Bebeğini aldıracaktı. Ama nasıl yapacaktı… Gerçekten yapabilecek miydi? Dün gece boyunca gözünü kırpmamıştı. Uyuduğu o kısacık zaman diliminde bile zihni peşini bırakmamıştı. Rüyasında küçük bir kız çocuğu görmüştü. Üzerinde bembeyaz bir elbise vardı, saçlarına papatyalar takılmıştı. Koşuyordu… yemyeşil bir ovada, çıplak ayakla, mutlulukla. Elinde tuttuğu çiçekleri uzatırken “Annecim, senin için topladım,” demişti. Gözlerinin içi gülüyordu. Def

