Emir Çelik Defne’yle üniversite zamanlarında Aras’la gittiği kafeye gitmiştik. Neyse ki Aras günlük tutmayı çok severdi; bu sayede onların o zamanlar neler yaptığını, ne hissettiklerini en ince ayrıntısına kadar biliyordum. Bilmediğim yerlerde ise “hafızamda kayıp var” bahanesine sığınıyordum. Bu hafıza meselesi hep işime yaramıştı zaten. İşe ilk başladığımda da “hafızam kayıp” diyerek mimarlıkla alakam olmadığını gizlemiştim. Aslında liseyi bile bitirememiştim. Çok çalıştım ama sonunda başardım; işi zamanla, çalıştığım yerlerde öğrendim. Hatta ilk başlarda neredeyse maaş almadan çalışıyordum. Defne’yi kendime inandırmam ise gerçekten kolay olmamıştı. Ama itiraf etmeliyim, Aras’ın günlüğünde anlattıklarından bile daha etkileyiciydi. Su gibi bir kızdı Defne. Hâlâ bana karşı o şüpheli bakı

