Özlem, Aras ve Defne’nin yakınlaşmasına daha fazla tanıklık etmek istemiyordu. Her kelime, her bakış, içini bir bıçak gibi delip geçiyordu. Dudaklarını sıkıp nefesini tuttu, sonra cebinden telefonunu çıkararak ekranına baktı. Ekranda hiçbir şey yoktu ama bunu kimse bilmek zorunda değildi. Sanki yeni bir mesaj gelmiş gibi davrandı, sesi titremesin diye boğazını temizledi. "Benim gitmem lazım. Abim çağırıyor, önemliymiş," dedi, sesi yüzeysel bir nezaket taşıyordu ama altında kırılmış bir gurur gizliydi. Emir, onun gitmesinden memnun olmuş gibiydi. Gözlerinde belli belirsiz bir rahatlama vardı; yüzü yumuşamıştı. "Tabii, işin varsa git," dedi, duygularını saklayan sakin bir ses tonuyla. Özlem, küçük bir tebessümle başını eğip arkasını döndü. Giderken ayak sesleri bile öfke taşıyordu. Geri

