Emir Çelik Aras... Ahhh Aras... Evin her zaman en çok sevileni, her hareketiyle örnek gösterileni, annemin hayranlıkla baktığı o mükemmel çocuk... Ne zaman bir hata yapsam, “Emir, biraz Aras gibi olsan ya,” derdi annem. “Bak, o nasıl davranıyor, nasıl çalışıyor, nasıl insan gibi insan...” Sonunda o kadar çok istediler ki ben de oldum işte. Hem de her şeyimle. Artık ben Aras’tım. Onun gibi davranıyor, onun gibi giyiniyor, onun gibi konuşuyordum. Ama bununla da kalmadı... Hayatını çaldım. Kimliğini, sevgilisini, mesleğini... Hepsini bir bir aldım... Annemin istediği gibi biri oldum ama bunun bedelini kimse sormadı. Çünkü bedelini sadece ben biliyordum. O sabah yine annemin sesine uyandım. O tanıdık, bıkkın ve sinirli tonlamayla baş ucuma gelip bağırıyordu. “Emir! Hadi kalk artık, işe geç

