Defne, oturduğu banktan yavaşça ayağa kalktı. Emir birkaç adım atmış, uzaklaşmaya başlamıştı ki sesiyle durdurdu onu. “Aras… Dur…” Sonra bir an duraksadı, sesi çatallandı. “Yoksa… Emir mi demeliydim?” Emir olduğu yerde durdu ama arkasını dönmedi. Defne birkaç adım attı, ona yaklaştı. Sesinde öfke, hayal kırıklığı ve kırgınlık iç içeydi. “Sen Aras’ın hayatını çaldın… Farkındasın, değil mi?” dedi. Nefesini kontrol etmeye çalıştı ama başaramadı. “Hatta sadece onun değil… Benim de hayatımı çaldın. Geçmişimi, geleceğimi, bütün hayallerimi…” Emir hâlâ sessizdi. Sadece yere bakıyordu, yüzünde hiçbir mimik yoktu. Defne, içinde birikmiş ne varsa dökmek ister gibi konuştu: “Hırsızların yeri bellidir, Emir. Demir parmaklıkların arkası… Ve sen de hak ettiğin cezayı bulacaksın. Seni oraya bizz

