Emir, bir hafta önce sahilde gördüğü o küçük kafeye yeniden gitmişti. Bu kez müşteri olarak değil, sahibi olmak niyetiyle… Ahşap panjurları deniz rüzgârında hafifçe sallanıyor, önündeki beyaz boyalı masa ve sandalyeler güneşte parlıyordu. Camdaki “Devren Satılık” yazısı biraz solmuştu ama hâlâ dikkat çekiciydi. İçeri adım attığında, deniz kokusuna kahve ve taze hamur işi kokusu karıştı. Küçük, sıcak bir yerdi burası… Tezgâhın arkasındaki eski kahve makinesi, köşedeki kitap rafı ve denize bakan pencere… Her şey, Emir’in aklında hemen bir plan kurmasına yetmişti. Satıcı ile kısa bir pazarlık yapıldı. Fazla zorlanmadan, el sıkıştılar. Artık bu kafe Emir’indi. O akşam kafenin kapısına asılı tabelaya baktığında, içinde tuhaf bir heyecan hissetti. Burası belki de yeni hayatının başlangıcı ola

