Mehmet, Defne’yi hastanenin bahçesindeki bankta, başını geriye yaslamış ve gözlerini kapamış halde buldu. Sessizce yanına yaklaştı. “Defne…” diye seslendi yumuşak bir sesle. Defne, irkildi. Gözlerini açtığında yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Hızla elinin tersiyle sildi, kendini toparlamaya çalıştı. Ayağa kalkarken, sesi titrek ama nazikti: “Mehmet… Geldiğini duymadım, kusura bakma.” Defne, gözlerini kaçırarak, “Bir yere oturalım, anlatırım,” dedi sessizce. Mehmet, başıyla arabasını işaret etti. “Araba bu tarafta,” dedi ve birlikte yürümeye başladılar. Birkaç adım sonra Mehmet sordu: “Nereye gidelim?” Defne hiç düşünmeden, “Mümkünse sakin ve sessiz bir yere,” dedi. Mehmet, arabanın kapısını açtı. Defne’nin binmesini bekledi, ardından kapıyı kapatıp sürücü koltuğuna geçti. Torpido

