Defne, ömründe hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiği bir buçuk saat yaşamıştı. Saate her bakışında zaman sanki daha da yavaşlıyordu. Dakikalar geçmiyor, saniyeler adeta ağırlaşıyordu. Elif, Defne’nin halinden bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Ama ona dokunmaması gerektiğini de biliyordu. Sessiz kalmayı tercih etti. Sadece yanında durarak, sessizce destek oldu. En sonunda, sekreter yanlarına geldi ve Defne’yi doktorun odasına çağırdı. Elif hemen yan dönüp sordu: “Benim de gelmemi ister misin?” Defne kısa bir duraksamadan sonra başını salladı. “Sen beni burada bekle, lütfen.” Doktorun odasına doğru yürürken Defne’nin elleri titriyordu. Kapıyı tıklatıp içeri girdiğinde, yutkunmakta zorlanıyordu. Doktor gözlüğünü düzeltti, bilgisayar ekranına kısa bir göz attı, sonra Defne’ye döndü. “

