Defne Ateş Sessizce çayı aldım, teşekkür ettim. Masaya birlikte oturduk. Ama benim gözlerim ondan çok masaya, çay bardağına, tabağımdaki peynirin kenarına ilişiyordu. Konuşmadım. Konuşmak istemedim. Ya da konuşursam, içimdekiler dökülür diye sustum. O da fark etti, belli. Bakışları üzerimdeydi. Göz ucuyla kaçamak bakıyor, sonra yeniden göz göze gelmeye çalışıyordu. Bir süre böyle geçti. Sessizlik oldu bir süre sadece çay kaşıklarının cam bardakta çıkardığı o tanıdık ses vardı. Ve sonra bir şey oldu. Yerinden kalktı, masadan uzaklaşmadan küçük çekmeceye yöneldi. Kalbim bir anlığına yerinden sökülecekmiş gibi oldu. O defteri çıkardı. Az önce elimde tuttuğum, sayfalarını çevirdiğim defteri. Sessizce önüme koydu. “Bak, burada ne var,” dedi. Sesi yumuşaktı ama içinde kırılgan bir açıklam

