“ İTİRAF 1 “

515 Words
RUKEN Hazar bana tepeden bakarak tehdit ediyordu. Her şeyi abime ve kocama anlatmakla… İşte o an anladım. Oynadığım o aptal oyunun artık hiçbir anlamı kalmamıştı. Pişmandım. Her şey için… Ama en çok da Hazar’ı kaybettiğim için. “Bil ki seni hâlâ çok seviyorum…” dedim. Ama karşımda duran adam… benim gözlerimin içine gülerek bakan, bana dokunan o eski Hazar değildi artık. Bakışları bile yabancıydı. “Zırvalamayı bırak da şimdi bana her şeyi anlat!” diye kükredi. Sesi… evet, sesi bile değişmişti. Daha sertti. Daha keskin. Daha acımasız. Derin bir nefes aldım. Göğsüm daraldı. “Biliyorsun… ben liseyi bile zor okudum. Babam göndermek istemiyordu. Ama Kendal abim o kadar sert değildi…” “Orasını biliyorum Ruken! Bana bilmediklerimi anlat!” Dişlerimi sıktım. Kaçacak yerim yoktu. “Her şey aslında o zamandan belliydi…” dedim. “Abim… çıkarı olmadan yaralı parmağa bile işemez. Ben lise sona geldiğimde…” Duraksadım. Çünkü o noktadan sonrası… geri dönüşü olmayan bir yerdi. “Ne oldu sen son sınıftayken Ruken?!” Gözlerimi kaldırdım. “Sen o zamanlar üniversiteye başlamıştın. Daha bir senen vardı… Abim bir gün karşıma geçti. Dedi ki… ‘Ben seni okuttum. Şimdi borcunu ödeme zamanı.’” Yutkundum. “Beni… kendi seçtiği ailenin oğluyla evlendirmek istedi.” Hazar’ın yüzü bir anda gerildi. “Ne yani ulan sen benimle konuşurken bir de kabul mü ettin başka adamla evlenmeyi?!” İşte o an… içimdeki bir şey de koptu. “Abime yok diyemezdim!” dedim, sesim yükselerek. “Ama seni her şeyden çok seviyordum Hazar!” Gözlerim doldu ama geri adım atmadım. “Babamın kaç dayağından beni abim kurtardı biliyor musun sen?! Onun sayesinde okudum ben! Sana hiç söylemedim… Çünkü bu işin… çok önceden verilmiş bir söz olduğunu öğrendim.” Bir adım attım ona doğru. “Arjin zaten yurt dışındaydı. Döndüğünde her şey hazır olacaktı. Saruhanlar güçlüydü. Eğer senin ailen istemiş olsaydı… belki bu iş bozulurdu!” Sesim titredi ama içimdeki kırgınlık artık saklanmıyordu. “Ama sen ne yaptın? Okuldan döner dönmez askere gittin!” “Ulan bana niye söylemedin o zaman?!” Sinirle güldüm. Acı bir gülüştü bu. “Defalarca söyledim Hazar!” dedim. “Askerden dön, iste beni dedim! Kaç kere dedim!” Hazar yumruklarını sıktı. Ama bu sefer sadece o öfkeli değildi. Ben de öfkeliydim. Ayağa fırladım. “Senin yüzünden her şey!” dedim. “Ben ne zaman ‘beni ne zaman isteyeceksin’ desem geçiştirdin! Sonra tuttun… hayallerinden bahsettin. Askerlik, subaylık… bilmem ne!” Gözlerim doldu ama bu sefer ağlamak istemiyordum. “Benim o sözden kurtulmamın tek yolu sendin! Senin ailenin gücüydü! Onu da sen elimden aldın!” “Ruken! Sen bana açık açık söyledin mi ulan?!” Sustum bir an. Sonra daha alçak bir sesle… “Diyemedim…” dedim. “Seni kaybetmekten korktum.” Başımı eğdim. “Seninle mutluydum… İlk defa… gerçekten mutluydum. Başkasına verilmiş bir söz olduğumu söylersen… uzaklaşırsın sandım.” Hazar’ın sesi sertleşti: “Ulan ben senden ne zaman uzaklaştım?! Askere gidene kadar gizli gizli buluşmadık mı? Her defasında burada benim kollarımda benimle sevişmedin mi?!” Gözlerimi kapattım. “Öyleydi…” dedim. Ama içimden geçenleri söylemedim. Onun bilmediği şeyleri… Arjin’le konuşmaya başladığımızı… Kafamın aslında nasıl karıştığını… Söylemedim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD