Sokak lambaları karanlığı aydınlatıyordu. Lambaların arasında yürümek ona huzur veriyordu. Yanağından süzülen gözyaşı onu anlık başka aleme sürüklüyordu. Adım attıkca yakınlığındaki lambalar mor renge dönüşüyordu. Arkasından tanıdık ses duydu.
— Nihayet buldum seni, iyi misin?
Dönüp arkasına baktığında çocukluğundan beri hep yanında olan o kişi vardı - Luhan. Yanına geldi ve gözyaşını sildi.
— Arin, iyi misin?
— İyiyim, sorun yok.
— Peki neden ağlıyorsun?
Yüzüne gülümseme geldi, ama hüzülü bir gülümseme.
— Öğrendiler, varis olduğumu.
— Bu yüzden mi ağlıyorsun?
— Hayır, birinin bana ikiyüzlü demesine ağlıyorum.
— İkiyüzlü mü? Aptal deseler, inanırdım ama...
Başını kaldırıp ona baktı.
— Seni boğarım, sonra da nehire atarım.
— Tamam, hadi eve gidelim.
Bir kaç adım attıklarında Simon'la karşılaştılar. Simon alaycı gülümsemeyle ona bakıyordu:
— Nasıl hissediyorsun?
— Ne?
— Arkadaşlarının öğrenmesi nasıl hissettirdi?
— O kuzgunları sen mi çağırdın?
— "Çağırdım" değil de, "yönlerini değiştirdim" diyelim.
Bu sözler sanki öcünü alıyormuş gibi hissettirdi.
— Neyse, yarın okulda görüşürüz, tabi, gelirsen.
~~~
Sınıfa girdiğinde kızlar ona baktı. Ama o kızları görmezden geldi ve iki sıra arkadaki Miguel'in yanına geldi, elini sıranın üstüne koydu:
— Buraya oturabilir miyim?
— Olur, buyur.
Oturdu, çantasından kitap ve defterini çıkardı.
— Kavga mı ettiniz?
— Evet.
— Anladım.
Sınıf yöneticisi David geldi.
— Burası benim yerim ama.
— Bir kaç günlük ben otursam, olur mu?
— Tamam, ben öne geçeyim.
David öne oturunca Miguel gülümsedi.
— Bu delinin sana aşık olduğunu biliyor muydun?
— Bana mı?
— Evet.
— Tanrı korusun.
Miguel aniden kıkırdadı, sonra başını kaldırdı. Az sonra ders başladı. Dersin ilerleyen saatlerinde Arin yerde titreme farketti, bileyindeki "illüzyon" simgesi parlamaya başladı. Miguel'in gözucu baktığını görünce bileğini kapattı. Miguel küçük bir kağıda not yazdı ve Arin tarafa koydu. Arin kağıtı açıp baktı, notta şunlar yazıyordu:
— "Ders bitince çatıya çıkalım."
Bir şey demeden başını salladı. Ders bitince önce Miguel, sonra Arin okulun çatı tarafına yol aldı. Arin çatıya geldiğinde Miguel etrafı izliyordu.
— Beni neden buraya çağırdın?
— Önemli bir soru sormak için.
— Dinliyorum.
Miguel oturduğu yerden kalktı ve gelip Arin'le karşı karşıya durdu.
— Arin, sen varis misin?
— Hayır, ne alakası var?
Miguel bileğini açtı ve dedi:
— Ben de varisim. Ayrıca bileğindeki simgeyi parlarken farkettim.
— Şey... Evet, haklısın.
— Akşam havanın öyle olmasına da mı sebep sendin?
— Evet, galiba çok dikkatsizim.
— Sen dikkatsiz değildin. Sadece önemli gördüğün her şeye fazla dikkat veriyorsun, bu da diğer her şeyi unutmanı sağlıyor.
— Teşekkür ederim.
— Seninle tanışmak güzeldi, ama derse geç kalacağız, gel.
Ders çıkışı Miguel Arin'i çağırdı:
— Festivalde sen de mi olacaksın? Yani son dansta.
— Evet, neden?
— Peki ne zaman başlayacak?
— Net bilmiyorum, galiba festivale 1 buçuk ay kala bizi çağıracaklar, öyle çalışacağız.
— Peki hangi danslar?
Arin etrafına bakındı:
— Bu kadar ayrıntıya girmek risk. En iyisi David'den numaramı al, anlaşıp bir yerde konuşalım.
— Tamam, görüşürüz.
— Görüşürüz.
Miguel gittiği gibi kızlar geldi:
— Arin, bize kızmadın, değil mi?
— Bizimle arkadaş mısın?
— Ben size küsmedim ki. Sadece bir kişiye karşı kırgınım. Kendisinin de burada olması gerekirdi, ama olmasa da olur.
Mylene ve Melody ona sıkıca sarıldı.
— Bu gün seni çok özledik.
— Evet, senin açtığın konular daha eğlenceli oluyor.
— Bizi bırakma.
— Duyan da annenizim sanar. Victoria, şunları uzaklaştır benden.
Kızlar ayrılınca Arin rahat nefes aldı. Sonra bir şey farketti: Rose kenarda durmuş, onları izliyordu. Gelmek istese de, gelemiyordu. Arin onu pek takmadı, ama kızlar gelmesini işaret edip duruyordu. Rose sanki utandı ve çıkıp gitti. Kızlar bir süre sohbet ettiler, sonra ayrıldılar. Arin şirkete gitti ve bayan Lisa'ya bazı gözetimlerini iletti. Sonra bu Miguel'in bazı sorularını hatırladı:
— Anne, biz dans için ne zaman başçayacağız? Doğru, sınavlarımız var. Ama vakit geçiyor.
— Biliyorum, zamanı gelince her şeyi söyleyeceğim.
— Peki hangi danslar olacak?
Bayan Lisa başını kaldırdı ve gülümsedi. Yanındaki çekmeceyi açıp bir defter çıkardı. Yazılı olan son sayfayı açıp yazıları izledi, bir kaç şeyi işaretleyip Arin'e uzattı:
— Buyur, yazdığım son sayfalarda istediğin bilgiler var. Bunu Luhan'a da göster, tabi Miguel'e de.
Şaşırdı, annesinin bileceğini düşünmüyordu.
— Sen...
— Ne sandın? Sence boşuna mı yakın arkadaşım Drasa'yı o okulda müdür yaptım?
— Hem de bizi izlemesi için mi?
— Kesinlikle, sebebi de değerli varis ve öğrencilerimi izlemek için. Hadi sen git, ben de çalışmalarıma devam edeyim.
Arin şirketten ayrıldı, arabaya doğru geldiğinde Rose'un onu beklediğini gördü. Aslında umursamıyordu, ama şirkete kadar gelmesine şaşırdı, yanına geldi ve merakla sordu.
— Neden buradasın?
— Konuşmak için gelmiştim.
— Dinliyorum.
— Arin, ben özür dilerim. Gece biraz düşündüm de, o kadar da üstüne gelmemeliydim. Her şeyi fazla abartmamalıydım. Sadece Simon hep herkese üstünlük tasladığı için senin de öyle olacağını düşünmüştüm. Tekrar özür dilerim. Beni affedebilir misin?
— Neden affedeyim ki?
— Sadece sinirlendiğim için ne yapacağımı bilmiyordum, gerçekten. Hem...
— Tamam, affetdim.
— Gerçekten mi?
— Evet, ama bu dansınıza katılacağım anlamına gelmiyor.
— Olsun, önemli olan affetmen.
Yaklaşıp sarıldalar. Arin baktığında Rose'un arkasından, biraz uzaktan Miguel'in arabadan onları izlediğini farketti, galiba bir süredir onları izliyordu.