10. Bölüm: Gizli Kurtarıcılar

710 Words
Ders sonrası herkes etüte kalmış, hem gruplarla ders çalışıyor hem de rahat dinleniyordular. Vakit gündüzü aşıyor, aşkama ilerliyordu. Kızlar sohbet ederek her zaman ayrıldıkları yere geldiler ve vedalaşıp evlerine yol aldılar. Sokakta garip bir esinti vardı ve Mylene bundan rahatsız oldu. Çocukluğundan ber gelip geçtiği bu yol ona ilk kez farklı hissettiriyordu. Fısıltılar da duymaya başladı, ama arkasına baktığında kimse yoktu, sokak boştu. Yutkunarak önüne döndü, aceleyle yürümeye başladı. İçini korku dolduruyordu, o kadar ürkmüşdü ki ona seslenen kişiyi duyamadı: — Mylene? Bir an önce evine gitmek istiyordu. Ama sokağını bile karıştırmıştı. Arkasına döndüğünde Miguel'i gördü, Miguel sesleri hissettiği için ne olduğuna bakmaya gelmişti. Karşılaştıklarında fısıltılar diner gibi oldu. — İyi misin? — İyiyim. — Seni eve götüreyim mi? Cevap vermeden başını salladı. Birlikte ilerlediler, bu karşılaşma Mylene'i rahatlattı. Evin yakınına geldiler. — Evim burası, sen gidebilirsin. — Tamam, yarın görüşürüz. — Bir de şey, teşekkür ederim, benimle geldiğin için. — Rica ederim, kendine iyi bak. ~~~ Yolda garip bir sezgi vardı, Melody hiç böyle hissetmemişti. Adım attıkca bu gariplik de ürperiyor gibiydi. Biraz daha yürüdü, rahat nefesler alarak kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Adımlarını hızlandırdı, yolunun o kadar farkında değildi ki, alt sokaktan gelen biriyle çarpıştı ve anlık gözgöze geldiler: — Andrew? — Mei? — En son ne zaman... — Beşinci sınıftaydık, hatırlıyor musun? — Evet, kafama top fırlatmıştın ve ben de "okuldan ayrılmak istiyorum" diye tutturmuştum, çocukluk işte. — Topu hala unutmaman. — Ben unutmam. Sohbet ederek yürüdüler, sanki deminki sarsıntılar hiç varolmamış gibi. — Sen buralarda mı yaşıyorsun? Seni hiç görmedim. — Aslında yolumu kısaltmak için buraya göndüm, ama seninle karşılaşacağımı düşünmüyordum. Şimdi nasılsın? — Harika, yeni okulumda çok harika arkadaşlarım var. Her zaman birlikteyiz ve birlikte festival için hazırlanıyoruz. — İyiymiş, yüksek performans yapacağınızdan eminim. — Peki sen? Sen katılmayacak mısın? — Aslında dansta bir rolüm var. — Seni izlemeyi iple çekiyorum. — Bekliyorum. Melody başını çevirdiği de artık evin önündeydiler. — Ah, ne ara geldik? — Konuştuğumuz için hemen gelmiş gibi hissedebilirsin. — Olabilir. Karşıma çıktığın için teşekkürler, görüşürüz. — Görüşürüz. Melody mutlulukla evine yol aldı. Andrew eve girene kadar ona baktı, sonra şapkasını takarak geri döndü. ~~~ Rüzgarın sesiyle yapraklar titriyordu, ilk önce bunu umursamıyordu. Saniyeler sonra farketti ki rüzgar sürekli yön değiştiriyordu. Artık bu ona şüpheli gelmeye başladı. Ya biri onunla oynuyordu, ya da bir illüzyon taşıyıcısının gücüyle böyle olmuştu. Artık rüzgarla birlikte fısıltılar duyuyordu: — "Korkuyor musun?" — "Yardım ister misin?" Hızlı yürümeye başladı. — "Korkuyorsun, korkman gerek." Dayanamaz gibiydi, kalbi hızla atıyordu. — Affedersiniz. — AYY! ÖDÜMÜ KOPARDIN! Karşısında kendinden 1 yaş küçük, pembe saçlı, şapkalı bir kız vardı. — Buyur? Kız telefonundaki fotoğrafı gösterdi: — Acaba burayı biliyor musunuz? Bir kafeydi. — Hah, evet, evime yakın. Birlikte gidelim. Rose önden gidiyor, arada dönüp kıza bakıyordu. Kız gözünü ondan çekmiyordu, o her baktığında da gülümsüyordu. Binanın önüne geldiğinde kıza döndü: — Bu yolla düz git, ikinci sola dön marketin yanında olacak. — Peki, teşekkürler. Rose gülümseyip binaya döndü. Kız biraz ilerledi, sonra dönüp ona baktı. — Harika, bu iş de hallolundu. ~~~ — Tamam, sakin ol, Victoria. Ne olabilir ki? Sadece sınav stressinden böylesin, o kadar. Rüzgar onu ürkütmeye başlıyordu, genelde hissettiği o ferahlık yoktu. Biraz sonra artık koşmak istiyordu. Fısıltılar duymaya başladı: — "Korkuyor musun?" — Kendine gel, bunlar sadece sana öyle geliyor. Yanındaki marketten genç bir kız çıktı. Gözünde siyah gözlük, elinde katlanılabilir demir bastonu açtı ve önünü bulmaya başladı. — Kimse var mı? Lütfen birisi bana yardım edebilir mi? — Ben yardımcı olayım. — Sen kimsin? — Victoria, lise öğrencisiyim. — Lütfen bana yardım eder misin? Yeşil binada, beşinci katta yaşıyorum. Bir komşum yardım etti, ama işi olduğu için gitti. Nasıl gideceğimi bilmiyorum. — Gelin birlikte gidelim. Victoria kızın koluna girdi ve binaya doğru geldiler. — Açık yeşil miydi? — Evet, öyle olmalı. — Tamam, asansörle çıkalım. Beşinci kata gelince kız indi: — Sen gidebilirsin, ben gerisini bulurum. Teşekkür ederim, sana borçlu oldum. — Borç meselesi değil, ben yapmam gerekeni yaptım. Victoria asansöre binerek aşağı indi. Kız gözlüğünü çıkardı ve Victoria'nın oturduğu binaya girişini izledi. — Kibarmış, bu hoşuma gitti. ~~~ Her zamanki gibi binanın başındaydı ve herkesi izliyordu. Rüzgar, toprak ve yer çekimi güçlerini kullanarak sokakta olanları korkutmak ve kuzgunların avı haline getiriyordu. Ama varislerin halka yardım ederek korkularını unutturması işini bozuyordu. Korkanlar olsa bile, korkusunu yenenler de oluyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD