Ömer sabah gün doğana kadar gözünü kırpmamış, ardından da gün doğar doğmaz arabaya atlayıp Tosya'nın yolunu tutmuştu. Hükümet konağına gidip kendi vizesine Gülfidan'ı da işletince kendinden emin bir şekilde köyün yolunu tuttu. Ama hesaba katmadığı öyle büyük bir mesele vardı ki; Gülfidan'ın icazeti var mı yok mu diye sormamıştı bile. Yola koyulmadan yeğenlerine de bir sürü oyuncak ile şeker, çikolata almıştı. Sanem'e kitap, Arif ağabeyine tütün, Sümbül abasına oyalık yemeni ile ip, anasına güllü lokum, babasına kehribar tesbih, Gülfidan'a da gümüş bir toka. Hatta çarşıyı gezerken gözüne ilk çarpan o tokaydı üstelik. Belki sadece yeğenlerini memnun etse kimse ondan bir şey sormazdı ama sadece Gülfidan'a alıp da Sanem'in diliyle uğraşmak istemedi içten içe. Tokayı verirken Almanya meselesini

